Lisede öğrendiğiniz bir şeyi anlatın.
Bir gün çok sevdiğim bir öğretmenim sınıftan içeri girdi.
Dersi anlatmaya başlamıştı ki konu birden üniversite hayatına geldi.
Üniversite yıllarında neler yaptığını, hangi etkinliklere katıldığını, gönüllü uğraşlarını, öğrenci olmayı tek tek anlattı.
Onu hayranlıkla dinledim. Üniversite okumak istiyordum ve bana çok güzel bir reçete sunmuştu.
Çok sevdiğim öğretmenim gibi olabilmek için üniversite okurken neler yapacağım aşağı yukarı artık belliydi fakat o gün başka bir şey daha öğrendim.
Hayata bakış açımızın ne kadar çeşitli olabileceği..
Hayata ne kadar çeşitli bakarsan o kadar güzelleşiyormuş.
Hayatını ne kadar çeşitlendirirsen hayatın da o kadar güzelleşiyormuş.
Üniversite okumayı evden kaçmak, meslek sahibi olmak, bir dikiş tutturabilmek, herkes okuyor diye okumak… Bu gözle bakınca insan sadece üniversite okumuş oluyor.
Üniversite okumayı insanın kendine ve hayatına yapacağı harika bir yatırım fırsatı olarak gördüğünde ise hayatı farklı bir gözle öğrenmiş, deneyimler kazanmış, kendini geliştirmiş oluyor.
İşte o gün derste öğretmenim bu konuşmayı yaptığında bunları öngörebilmemi sağlamıştı.
Ve üniversite yıllarım en verimli geçirdiğim, kendimi geliştirdiğim ve kendime yatırımlar yaptığım yıllar olarak geride kaldı. Bu durumdan çok memnunum. Hatta çoğu zaman daha fazla zamanım olabilseydi diyorum. Çünkü pandemi nedeniyle birkaç yılım evde geçti.
Yıllarım, öğretmenimin kendi hikayesini anlatması ile anlam buldu ve heba olmadı, boşa geçmedi.
Bazen öğrenmek için kulakları dört açmak yeterli olur.
İnsan öğüdünü en ufacık şeyden bile çıkartabilir. Yeter ki öğrenmeye istekli olalım.
Hayatlarımıza her daim güzel insanların girmesi dileğiyle.
Ben sosyoşifacı
sosyoşifacı sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.