Ben Bir Suyum
“Su” Suyu bilen beni de bilir.Ama çok az insan suyu bilir.(…)
“Su” Suyu bilen beni de bilir.Ama çok az insan suyu bilir.(…)
Hayatın akışında kayıp giderken insan özlüyor. Kendini ve sevdiği şeyleri. Yazmayı özledim. Yazmak benim için varolmanın başka bir biçimi. Kaybolup gidiyormuşum gibi hissediyorum. Siliniyormuşum gibi. Buradayım ama kendim için değil. Heykele dönüşmüşüm gibi. Yazmayı özledim. İrdelemeyi, düşünmeyi, analiz etmeyi. Özledim, iç dünyamı.
Kimse izlemezken yaptığınız en cesur şey nedir? Dans etmek. Her insanın cesaret ettiği ve edemediği şeyler farklıdır. Benim için dans etmek özgür olmak. Birinin varlığı bu özgürlüğe müdahale gibi gelir bana. O yüzden cesurca, özgürce, delice dans etmek yalnızken çok güzel.
Birinin şimdiye kadar sizin için yaptığı en nazik şey nedir? Sevdiğim insanın elleriyle yemek yapıp yedirmesi. Küçük büyük, kadın erkek fark etmez. Birinin sizin için emek vermesi her zaman çok değerli. Yapamayacağınızdan değil sizi fazlaca düşünmesi nazik değil mi?
Yakın zamanda edindiğiniz bir hobinizi paylaşın, sizi bu işe ne sürükledi? Yemek yapmak. Sağlığımın bozulması beni tetiklemiş olsa da beni iten başka birçok faktör daha vardı. Çocukluğuma dönmüş gibiyim. O masumluğum olmasa da yeniden mutfağa girmek çocukluğumla ilişki kurmak gibi. Yemek hazırlığının duygu regülasyonu ile bir ilişkisi olmalı.
Bu sene benim için fazlalıklarımdan arınma yılıydı. Fakat hala tuttuklarımı bırakmakta zorlandığımı fark ettim. Eşyaları bırakmak, atmak, temizlemek çok kolaymış. İnsanın içini temizlemesi, yürek istiyor. Diyelim ki bırakabildin. Örneğin hayallerini, düşlerini, hedeflerini. Yeni, sade ve yaşanılabilir başka bir yol çizdin kendine. Geçmişin, peşini bırakabileceğini mi düşünmüştün? Yeni hayaller, yeni hedeflerle sadeleştirdiğin o hayatı karmaşıklaştırmak için […]
En sevdiğiniz alıntı nedir? Sevdiğim alıntılardan biri şudur; “Hayat bir kere yaşandığı için yargılanamaz.” Milan Kundera’nın bir sözü. Normlara, kurallara, otoriteye boyun eğen insanlar içlerindeki gerçekle karşılaştıklarında eylemsizleşirler. Doğruyu, iyiyi ayırt edemezler. Bazen bir odaya mahkum olurlar. Bu söz yaşamın otantikliğini, biricikliğini ve yaşamın ‘doğru’sunun olmadığını hatırlatır bana. Her hayat kendine özgüdür. Yargılanmadığında nasıl bir […]
İçimizdeki karanlığı görmek ne zor. Sabahattin Ali’nin romanındaki Ömer gibi her şeyi içimizdeki şeytana atfediyoruz. Ya sistem, ya kapitalizm, ya şeytan, ya da insanlar. Kimse masum değil. Ne şeytan ne de insan. Ama insanın bir şansı var. Seçim şansı. İçindeki karanlığı fark edip ışığı seçme şansı. Ya da hülyada kalıp bu dünyayı çekilebilir kılma çabası. […]
Bir an, ki, geçmişi silip attığınız. Bir an, ki, varlığınızı yok ettiğiniz. İnanmak?? Yapabileceğine inanmak?? Nedir insanı denemekten alıkoyan! Yanlışları yanlış yapan nedir? Hata yapmak neden lüks? Mükemmeliyet arzusu tıpkı kan arzusu! Beşer şaşar değil miydi!? Yapabileceğine inanmaya neden ihtiyacın var? Denemek, bu dünyanın gerekliliğidir. Sadece denemek için yaşarız. Yaşadıklarımız, yaşamayı denemektir.
En çok hangi eski teknolojiyi özlüyorsunuz, neden? Atari oyunları vardı hatırlar mısınız? Hani çocuklarla toplanıp sırayla yanana kadar oynadığımız el atarilerini. Sık sık oynadığımı hatırlamıyorum ama sıkıldığımda oynardım. Bir süre sonra oynamaktan da sıkılırdım. Akıllı telefon yokken sıkılmak ve elindekiyle yetinmek diye bir şey vardı bizim zamanımızda. (Hayır sandığınız kadar yaşlı değilim 😀) Zaman zaman […]
Hayatın gereklilikleri var. İş, ev, sosyallik, sorumluluklar, görevler… Bir de önemli şeyler var. Bizim için önemli olan şeyler. Kendimizle kalmak, hobilerimiz, arkadaşlarımız, seyahatlerimiz veya değer katan bir şeyler yapmak… Bir şey için hayatı durduruyor musunuz? Örneğin: Sınava hazırlanırken masaya kapanmak gibi. Para kazanırken aile sıcaklığını unutmak gibi. Projeyi bitirirken işkolikleşmek gibi. Bir hedefimiz olduğunda temizlik […]