Dans etmek

Kimse izlemezken yaptığınız en cesur şey nedir? Dans etmek. Her insanın cesaret ettiği ve edemediği şeyler farklıdır. Benim için dans etmek özgür olmak. Birinin varlığı bu özgürlüğe müdahale gibi gelir bana. O yüzden cesurca, özgürce, delice dans etmek yalnızken çok güzel.

Biraz da çocuk olalım

Birinin şimdiye kadar sizin için yaptığı en nazik şey nedir? Sevdiğim insanın elleriyle yemek yapıp yedirmesi. Küçük büyük, kadın erkek fark etmez. Birinin sizin için emek vermesi her zaman çok değerli. Yapamayacağınızdan değil sizi fazlaca düşünmesi nazik değil mi?

Mutfağa Girmek

Yakın zamanda edindiğiniz bir hobinizi paylaşın, sizi bu işe ne sürükledi? Yemek yapmak. Sağlığımın bozulması beni tetiklemiş olsa da beni iten başka birçok faktör daha vardı. Çocukluğuma dönmüş gibiyim. O masumluğum olmasa da yeniden mutfağa girmek çocukluğumla ilişki kurmak gibi. Yemek hazırlığının duygu regülasyonu ile bir ilişkisi olmalı.

Hedeflerin Kölesi Olmak

Bu sene benim için fazlalıklarımdan arınma yılıydı. Fakat hala tuttuklarımı bırakmakta zorlandığımı fark ettim. Eşyaları bırakmak, atmak, temizlemek çok kolaymış. İnsanın içini temizlemesi, yürek istiyor. Diyelim ki bırakabildin. Örneğin hayallerini, düşlerini, hedeflerini. Yeni, sade ve yaşanılabilir başka bir yol çizdin kendine. Geçmişin, peşini bırakabileceğini mi düşünmüştün? Yeni hayaller, yeni hedeflerle sadeleştirdiğin o hayatı karmaşıklaştırmak için […]

Hayatın Biricikliği

En sevdiğiniz alıntı nedir? Sevdiğim alıntılardan biri şudur; “Hayat bir kere yaşandığı için yargılanamaz.” Milan Kundera’nın bir sözü. Normlara, kurallara, otoriteye boyun eğen insanlar içlerindeki gerçekle karşılaştıklarında eylemsizleşirler. Doğruyu, iyiyi ayırt edemezler. Bazen bir odaya mahkum olurlar. Bu söz yaşamın otantikliğini, biricikliğini ve yaşamın ‘doğru’sunun olmadığını hatırlatır bana. Her hayat kendine özgüdür. Yargılanmadığında nasıl bir […]

Ben kötü biri değilim

İçimizdeki karanlığı görmek ne zor. Sabahattin Ali’nin romanındaki Ömer gibi her şeyi içimizdeki şeytana atfediyoruz. Ya sistem, ya kapitalizm, ya şeytan, ya da insanlar. Kimse masum değil. Ne şeytan ne de insan. Ama insanın bir şansı var. Seçim şansı. İçindeki karanlığı fark edip ışığı seçme şansı. Ya da hülyada kalıp bu dünyayı çekilebilir kılma çabası. […]

En çok diyemem ama güzeldi

En çok hangi eski teknolojiyi özlüyorsunuz, neden? Atari oyunları vardı hatırlar mısınız? Hani çocuklarla toplanıp sırayla yanana kadar oynadığımız el atarilerini. Sık sık oynadığımı hatırlamıyorum ama sıkıldığımda oynardım. Bir süre sonra oynamaktan da sıkılırdım. Akıllı telefon yokken sıkılmak ve elindekiyle yetinmek diye bir şey vardı bizim zamanımızda. (Hayır sandığınız kadar yaşlı değilim 😀) Zaman zaman […]

İkinci Kez Okumak

Hangi kitabı diğerlerinden daha çok okudunuz? Bir romanı ikinci kez okumak dünyanın en sıkıcı işidir. Fakat kült bir eseri ikinci kez okumak öğrenmeye giden zorunlu bir adımdır. Altı kez okumak ne anlama gelir? Lise yıllarımda çok sevdiğim yazar Ahmet Şerif İzgören’ nin “Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır” kitabı o zamanlar başucu kitabımdı. Bir […]

Gerçek, Hislerimiz Midir?

Sadece biri çıkıp ona gerçekleri söylesin istiyordu. Tüm isteği buydu. Her şeyle yüzleşmek ve geleceği bilmek istiyordu. Belirsizlik onu tüketiyor tıpkı bir ruh emici gibi ruhunu emiyordu. Yalnızca güvendiği bir otoriteye ihtiyacı vardı. Her şeyi bilen bir şamana ihtiyacı vardı. Kaygılarından kurtulmak istiyordu. Geleceği görmek istiyordu. Tek istediği buydu. Bu olduğunu sanıyordu. Oysa yüzleşmekten kaçıyor, […]