Sizi neler sıkar?
Sahte bir muhabbet, öylesine yapılan konuşmalar, tatsız dedikodular, derin olmayan sığ sözler… Kısaca, bir yalanı yaşayan insanların yalandan sözleri.
Beni bunlar sıkar. Böyle ortamlarda boğazıma ip geçirilmiş de yavaş yavaş öldürülüyormuş gibi hissederim.
Böyle ortamlar ağzımda yavan bir tad bırakır. Ruhum çekilir adeta. Sığlık denizinde boğulurum.
Söylenmek için söylenen, hiçbir duygu içermeyen, sahte sözlerin ardında kendimi yok olmuş ya da kaybolmuş hissederim.
Konuşmanın da bir anlamı olmamalı mı?
Ne diye duygudan yoksun sahtelikle bürünmüş büyük laflar ediyoruz?
Elbette her zaman anlam yaratılmaz, her zaman derin muhabbetler edilmez. Bazen boş muhabbetler de edilir, kafa dağıtılır, dertlerden uzaklaşılır vs.
Ama sahtelik farklıdır. Sözlere sinen o sahtelik kendini belli eder.
Sanki, sizin dikkatinizi, zamanınızı, dinleyen bakışlarınızı kendine çekip yaşam bulmak ister gibi bir bir ağızdan dökülür içi boş sözler.
Sonra bir yaşlının bastonu, bir kızın gözlüğü, bir hikayenin sokakları olur.
Anlamsız olan dinleyenle anlam bulur.
Dinleyen ise kahramanı olduğu hikayenin yan figürüne dönüşüverir birden.
Ben sosyoşifacı.
Sahtelikten uzak olmamız dileğiyle.
sosyoşifacı sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.