Başlıksız
“Görmek bir kum tanesinde bir dünyaVe bir cennet bir yaban çiçeğindeTutmak sonsuzluğu avucundaVe ebediyeti bir saatin içinde.”William Blake
“Görmek bir kum tanesinde bir dünyaVe bir cennet bir yaban çiçeğindeTutmak sonsuzluğu avucundaVe ebediyeti bir saatin içinde.”William Blake
Aynı yerde aynı patinajlar. Değişmeyen duygular. Değişmeyen düşünceler. Değişmeyen hayatlar. Balçık her yere yapışmış. Kurtulmak imkansız. Belki de sadece zamanı değil.
Dün gece masal okudum. Uyumadan önce minik bir masal. Kendim için bir şey yapmak o kadar da zor değilmiş. Bunca zaman kızgınım diyerek kendimden kaçmışım. Oysa en çok ihtiyacım kendime göstereceğim şefkatmiş.
Bugün biraz daha umutluyum. Erken kalktım. Kitap okuyorum belki onun etkisidir. Umutla bakmak insanı harekete geçiriyormuş. Eylemsizliğim, çaresizliğimden ve umutsuzluğumdanmış. İnsanın körü körüne inandığı şeyleri değiştirmesi ne zor. Yarın yine umutsuz bir gün olur diye şu an hissettiğim umuda korkuyla bakıyorum. Hayatım ne kadar da güvensiz, inişli çıkışlı. Çıkışta ise hiç aşamadığım bir cam tavan […]
Umudu kaybetmek de Umudu kazanmak da zor. Umutsuz yaşamak ise daha zor.
Yaşayabileceğime yeniden inanmam gerek. Ancak o zaman yaşadığımı hissedeceğim.
Bazen insan elindekilerle yetinebilmek için küçük şeylerden mutlu olduğuna inanır. Bazen de insan büyüdükçe büyür ama hiçbir şey yetmez. Mutlu olmak ulaşılamaz dağın zirvesidir.
Takma kafana Salla gitsin Ölüm diye bir şey var.
“Her hayalperesti çarmıha gerin otuz yaşında,Tanımaya görsün dünyayı bir kez, aldatılan aldatan olup çıkar.” Goethe