Başlıksız yazılar
“Sade yaşamak, daha fazla görebilmek için daha az şeye bakmak, daha fazla yapabilmek için daha az yapmak, daha fazla şeyi sahiplenebilmek için daha az şeyi satın almak demektir.” Jon Kabat-Zinn
“Sade yaşamak, daha fazla görebilmek için daha az şeye bakmak, daha fazla yapabilmek için daha az yapmak, daha fazla şeyi sahiplenebilmek için daha az şeyi satın almak demektir.” Jon Kabat-Zinn
“İnsanların kendi yollarına gitmelerine izin verdim, böylece ben de kendi yoluma gittim.” Goethe
İnsan neden ne düşündüğünü bilemez? Zihnin karmaşası, düşüncelerin dağınıklığı ve içsel sessizlik üzerine bir yazı. İnsan bazen ne düşündüğünü bile bilmiyor.Düşünceler çoğu zaman zihnimize sırayla üşüşmüyor. İç içe geçmiş, yarım kalmış ve sürekli yer değiştiriyor. Bir şeyi düşünürken aslında başka bir şeyin izini sürüyor sonra o da başka bir şeye bağlanıyor. Başlangıç noktası kaybolduğu gibi […]
Savruluruz bazen günlerce. Oradan oraya, oradan oraya. Hayatımız akarken en çok başarısızlıklarımız gelir gözümüzün önüne. Hayalini kurduğumuz yaşama sahip olmamız gelir. Dikkatimizi dağıtan ne çok şey olmuş, ne çok kez yoldan çıkmışızdır. Çoğu zaman yolda olduğumuzu bile unuturuz. Dönüp baktığımızda gördüğümüz tek şey ağaçtan düşen yaprağın rüzgarda savrulması, kaybolmasıdır. Unuturuz rüzgarın suçu olmadığını. Unuturuz yaprağın […]
Hayat iyi kötü sürprizlerle dolu. Hiçbir şey istediğimiz gibi gitmiyor. Çünkü hayatın kendi akışı olduğunu hesaba katmıyoruz. Her şey olması gerektiği gibiyse biz olanın neresindeyiz?
“Görmek bir kum tanesinde bir dünyaVe bir cennet bir yaban çiçeğindeTutmak sonsuzluğu avucundaVe ebediyeti bir saatin içinde.”William Blake
Aynı yerde aynı patinajlar. Değişmeyen duygular. Değişmeyen düşünceler. Değişmeyen hayatlar. Balçık her yere yapışmış. Kurtulmak imkansız. Belki de sadece zamanı değil.
İnsan hafızası ne tuhaf şey. Kendi hafızama ayrıca şaşırıyorum. Bazen asla silinmez bir yara izi bazen de kuma yazılmış bir yazı gibi. “Yılın son yazısı” adlı yazımı gördüm tesadüf eseri. Merak edip okudum. Yazmayı bıraktığım için fark ettiğim anlam hatalarını bir kenara koyarsam hastalığımdan bahsettiğimi bilmiyordum. Nazım Hikmet Ran’ ın Akrep Gibisin şiirini paylaşmak istedim […]
Dün gece masal okudum. Uyumadan önce minik bir masal. Kendim için bir şey yapmak o kadar da zor değilmiş. Bunca zaman kızgınım diyerek kendimden kaçmışım. Oysa en çok ihtiyacım kendime göstereceğim şefkatmiş.
Bugün biraz daha umutluyum. Erken kalktım. Kitap okuyorum belki onun etkisidir. Umutla bakmak insanı harekete geçiriyormuş. Eylemsizliğim, çaresizliğimden ve umutsuzluğumdanmış. İnsanın körü körüne inandığı şeyleri değiştirmesi ne zor. Yarın yine umutsuz bir gün olur diye şu an hissettiğim umuda korkuyla bakıyorum. Hayatım ne kadar da güvensiz, inişli çıkışlı. Çıkışta ise hiç aşamadığım bir cam tavan […]