SİNİRLİ OTOBÜSCÜ AMCA

Bugün hava çok güzel. İnsana yazın geldiğini haber veriyor. Güneş ısıttıkça ısıtıyor. Üzerimdekiler giderek sıcak hissettiriyor. Yine de çok kötü değil. Henüz bunalma seviyesine gelmedim.

Yanımdaki kadının kolları bana değiyor. Yolculuğum normalden daha uzun sürecek. Bu yüzden oturacak bir yer bulduğum için seviniyordum fakat koltuklar çok küçük. Gerçekten çok küçük ve darlar. Her otobüse bindiğimde eğer oturma fırsatım olursa yanımdaki kişiyle omuz omuza gitmek zorunda kalıyorum. Hatta bir seferinde yanımdaki kişi omzunu omzuma koydu. Sanırım koltuğa sığamadığı için böyle bir şey yaptı fakat beni inanılmaz sıkıştırmıştı. Bir yanda cam bir yanda kadın bir yanda sürekli hareket eden otobüs. Otobüs hareket ettikçe özellikle de virajlarda kadın bana daha çok yaslanıyordu. Ve o kadar sıkışmıştım ki başta nefes alamamaya ardından da omuzlarımda ağrılar hissetmeye başladım. Çok geçmeden kalbim de ağrımaya başlamıştı. Kalbimin neden ağrıdığını anlayamamıştım ama otobüsten indiğimde bile bir süre ağrısı geçmedi, yürümekte zorlandım. Neyse ki şimdi, yanımdaki kadın ağırlığını bana vermiyordu. Sadece omuzlarımız birbirine değiyordu o kadar.

Ben otobüse bindikten bir sonraki durakta iki genç kız bekliyordu. Omuzlara odaklanmış halde düşünürken ‘Abi iyi misin?’ diyen bir ses duydum. Otobüs duraktan bir yolcu almış hareket ederek kapıyı kapatıyordu. Fakat dışarıda bir yolcu daha vardı. Bahsettiğim o iki genç kızdan birisi binmiş diğeri binememişti. Benden küçük olduğunu tahmin ettiğim kız; kısa şort ve askılı üst giymiş, güneş gözlüğünü elinde tutuyor ve oldukça güzel, orantılı bir yüze sahip. Başını hafif öne eğmiş, hem şaşkın hem de imalı bakışlarla şoföre bakıyordu. Ayağının birisi otobüsün iç tarafına geçmek için koyulan basamakta kalakalmış haldeydi. En arka koltuktan otobüsün dikiz aynasına bakmaya başladım. O ayna şoförü görebileceğim tek noktaydı. Küçük aynadan sadece yüzünü ve omuzlarını görebildiğim şoför oldukça yaşlı görünüyordu. Otobüs kullandığı için, sürekli güneşe maruz kaldığı için midir bilinmez oldukça esmer görünüyordu. Kırışıklıkları en arka koltukta bile görebileceğim kadar çok ve derindi. Belli ki kolay bir hayat yaşamamıştı.

Kız da bende bekliyorduk. Ama şoför tek kelime etmedi. Bunun üstüne kız ‘arkadaşımı neden almadın?’ diye sordu. Sesindeki o imalı ton varlığını koruyordu. Yaşlı adam ‘Sizi mi bekleyeceğim ben sürem dakikam var’ dedi. ‘Ben yolcu aldım mı almadım. Yolcu indirdim ben’ dedi bunun üzerine kız ‘O zaman beni de indir’ dedi ve adam bir sonraki durağa yaklaşmak için gaza bastı. kız oldukça sinirlenmiş görünüyordu. Muhtemelen yaşadıklarının saçmalık olduğunu düşünüyordu o an. Bir otobüs sadece yolcu mu indirir, yolcu almaz mı? Gerçekten de saçmalık gibi görünüyor. Üstelik şehir içi bir otobüsten bahsediyoruz. Her durak hem inen hem de binen yolcular için değil miydi?

Hızla yaklaştığımız durağa otobüs yavaşlayarak yanaşmaya başladı. Ben kızın nereden ineceğini hesap etmeye çalışırken ve arka kapıya gidecek mi diye düşünürken kız bulunduğu yerde ön kapıdan inmek için döndü. Zaten kapının önündeydi. Otobüsün içinde ilerlemeye fırsatı dahi olmamıştı. Benim ise adam kapıyı ya açmazsa ve tekrar tartışırlarsa diye sinir uçlarım gerilmeye başladı. Eğer tekrar tartışırlarsa bu kez tartışma kavgaya doğru tırmanabildi.

Sonra kız beklenmedik ama aslında hepimizin bildiği bir hamle yaptı. Hani biriyle tartışırken tartışmayı bitirmek istersiniz ama son sözü de siz söylemek istersiniz. Ya da son sözü söyleyen ben olayım ama kırıcı da olsun dersiniz. Ya da iğnelemek istersiniz ama tartışmayı devam ettirecek cesaretiniz yoktur o yüzden de tartışmanın devam etmeyeceği bir an yakalayıp son sözünüzü dile getirirsiniz. Ya da bilirsiniz ki tartışma bitmek zorunda o yüzden de normalde cesaret edip söyleyemediğiniz tüm şeyleri o son ana saklayıp bir anda hop bombayı bırakıp kaçarsınız. İşte kızda tam bunu yaptı. Otobüs durakta duracağı sırada mükemmel bir zamanlama ile ‘Emekli mi olacaksın ne yapacaksan yap’ dedi ve gitti. Bombayı bıraktı ve kayboldu. Şoför ise o bombayı aldı ve cevap verdi; ‘Sen önce otobüse doğru bin. Otobüse doğru binmeyi bile bilmiyorsunuz. Ellerinizde birer telefon…’ Fakat kız bunları duyamazdı. O çoktan inmişti. Şoförde çoktan otobüsü hareket ettirmişti. Bunları söylüyordu çünkü o bombayla ne yapacağını bilmiyordu. kızgınlığını daha da arttıran bu bombaya karşılık vermek zorundaydı ki bir an olsun rahatlayabilsin. Üstelik otobüste başka insanlar da vardı. Belki de otobüs boş olmasına rağmen, almadığı yolcuyu ve ettiği tartışmanın haklılığını göstermek için kızgınlığın karıştığı o sözleri söylemişti. Belki de sinirli olduğu için yüksek sesle kendini haklı çıkaran cümleleri söyleyerek yaptığı hatayı bastırıyordu. Belki de sadece sinirle söylediği önemsiz sözlerdi.

Şoför sustuktan sonra otobüste ölüm sessizliği oldu. Hani bir anlık kocaman bir gürültünün susması gibi. Ya da bir konserdeyken bir anda elektriğin kesilerek sessizliğe bürünmesi gibi. Çok kısa bir süre sonra ise hiçbir şey yaşanmamış gibi normale döndü her şey. Bizim hayatımızda da yaşanan bir anlık gerginlikten sonra normale dönüş. Ama şoför ve o kızlar için bir süre daha duygular ve düşünceler peşlerinde olacaktı. Şoför dikiz aynasından hala sinirli görünüyordu. Ben ise kafamı çevirdim ve ineceğim durağa yaklaşana kadar pencereden dışarıyı seyretmeye koyuldum.


sosyoşifacı sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın