Çok Şükür

Bu yazıyı kendime ve hayatın akışına kapılmış herkese yazıyorum.

Son zamanlarda yaşadıklarım ve duyduklarım beni derinden üzdü. Hani olur ya bazen hayat sillesini vurup kaçar. Öyle bir zaman benim için bu zaman. Ama bu vuruş hayata olan bakışımı değiştirdi.

‘Meğer hayatımda değer verdiğim ne çok şey varmış’ dedim kendime. Sadece değer verdiğim değil sahip olduğum da çok şey varmış ve ben bunların hiç farkında değilmişim. Bihabermişim kendimden.

Önce yaşadıklarımın etkisiyle sahip olduklarımı fark etmeye başladım.

Çok basit ama hiç farkında olmadan yaşayıp gittiğimiz o, en değerli şükür; yaşıyorum ve sağlıklıyım. Hayattayım. İyi veya kötü, doğru veya yanlış ne fark eder? Yaşıyorum ya daha ne! Üstelikte sağlıklıyım. Çok şükür demeden nasıl geçebilirim. Bu en güzel nimet değil mi?

Kendi işlerimi kendim halledecek zihinsel ve bedensel sağlığa sahibim. Bazen sağlığımı kaybedebiliyorum. Bazen düşebiliyorum. Bazen zorlanabiliyorum. Bazen de hata yapabiliyorum. Yine de kendimle kendim ilgilenebiliyorum. Yardım almam gerektiği zamanları fark edebiliyorum. Tek başıma ilerlemem gerektiğinde yanıma kimseyi almıyorum. Değişmem gerektiğini anladığımda ilk adımı atmaktan çekinmiyorum. Kendi kendime bakabilecek kapasiteye sahibim. İşte bu. O kadar önemli bir şeye sahibim ki, bunca zaman kendime kızdığıma üzülüyorum. Mükemmeli arayıp, duyguların esiri olup kendime çektirdiklerimden dolayı bir kez daha üzülüyorum. Ama şefkatle yaklaşıyorum. Şimdi farkındayım ve kendime kızmayı bırakabilirim.

Sadece dara düştüğümde değil her daim yanımda olan yakınlarıma minnet duyuyorum. Onlara sahip olduğum için kendimi şanslı hissediyorum.

Her şeyimi paylaşabileceğim, bana çok şey öğreten ve öğretmeye de devam eden biricik dostuma teşekkür ederim. Hayatı bana daha güzel, daha yaşanılabilir kıldı. En kötü anlarımda bile onu düşünüp yeniden ayağa kalkabildim. Bana hayattaki anlamı ve değeri dostluğuyla gösterdi. ’Herkesin bir dostu olmalı bu hayatta’ dedirtti bana. “İyi ki varsın dostum.”

Bedenime sahibim. Her şeyiyle mükemmel olmasını isteyecek kadar bedenimden uzaklaşmış haldeyken ona sahip olmanın aslında ne kadar değerli olduğunu gördüm. Şu an bu yazıyı güzel ellerim ve parmaklarım sayesinde yazabiliyorum. Susadığımda bardağa uzanıp suyu içebileceğim güzel kollarıma sahibim. Beni istediğim her yere götüren güzel ayaklarıma sahibim. Merak ettiğimde dönüp bakabileceğim güzel boynuma sahibim. İhtiyacım olan eşyalarımı yanımda taşıyabilmeme yardım eden güzel omuzlarıma sahibim. Yemek yediğimde tadını alabilecek dile, karnımı doyurup hayatta kalabilmek için yediklerimi parçalayan dişimden bağırsağıma kadar tüm organlarıma sahibim. Hayatı güzelleştiren ve ruhumu yansıtan o güzel gözlerime sahibim.

Ve buraya yazmaya yetmeyecek kadar çok şeye sahibim.

Siz de kadar da çok şeye sahipmişsiniz değil mi? İyi ki diyebileceğimiz sayfalar dolusu kişiler, eylemler, düşünceler, anılar, eşyalar… var. Bugün sadece minik, çok minik bir kısmını yazarak bir düşünce akışı başlatmak istedim.

Umarım sizlerde sahip olduğunuz güzellikleri gün içerisinde; su içerken, otobüs beklerken, kahve alırken, alışveriş yaparken düşünürsünüz. Umarım her düşündüğünüzde içinizi minnet duygusu sarar ve yüzünüze minik bir tebessüm konar.


sosyoşifacı sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın