Yalnızlığa Farklı Bir Bakış

İnsanın yalnızlığı ne tuhaf. Bazen kalabalıklar içinde yalnızsın. Bazen kendinleyken… Yalnızlığı önce kişilere bağladık sonra kendinle vakit geçirmeye. Yalnızlık bağ kurmakla ilgiliydi. Bizde gidip kendimize bir eş bulduk. Eşiyle bağ kuranları şanslı gördük. Kendiyle bağ kurabilenleri havalı bulduk. Ama kimse çıkıp maneviyattan bahsetmedi. Yalnız geldik yalnız öleceğiz lafı belki de insanın içindeki boşluktan çıktı. Her […]

Kendimi Özledim

Hayatın akışında kayıp giderken insan özlüyor. Kendini ve sevdiği şeyleri. Yazmayı özledim. Yazmak benim için varolmanın başka bir biçimi. Kaybolup gidiyormuşum gibi hissediyorum. Siliniyormuşum gibi. Buradayım ama kendim için değil. Heykele dönüşmüşüm gibi. Yazmayı özledim. İrdelemeyi, düşünmeyi, analiz etmeyi. Özledim, iç dünyamı.

Ben kötü biri değilim

İçimizdeki karanlığı görmek ne zor. Sabahattin Ali’nin romanındaki Ömer gibi her şeyi içimizdeki şeytana atfediyoruz. Ya sistem, ya kapitalizm, ya şeytan, ya da insanlar. Kimse masum değil. Ne şeytan ne de insan. Ama insanın bir şansı var. Seçim şansı. İçindeki karanlığı fark edip ışığı seçme şansı. Ya da hülyada kalıp bu dünyayı çekilebilir kılma çabası. […]

Başlıksız Yazılar

Tam her şeyin bittiğini düşündüğün anda, Tüm ışıklar sönüp karanlıkta kaldığında, Bir ışık belirir ansızın. Camdan yansıyan ışığın dans etmesi gibi. Baharın kokusunu burnuna çekmek gibi. Meltemin tenine dokunması gibi. Yeşermeye başlar insan yeniden. Kuruma ihtimalini bilerek.

Persona Yığını

Hepimizin gördüğü “persona”. Kimliklerle dolaşıyoruz etrafta. Nadiren görüyoruz yosunun içindeki nilüferi. O halde neden kıyas yapalım? Neden kıskançlık edelim? Hepimiz mükemmel bir kimlik inşa etmiyor muyuz? Kaç kişiye gösteriyoruz gerçek “ben”i ? Biz haberdar mıyız kendi karakterimizden? Yosunun içinde bir nilüfer olduğunu biliyor muyuz?

Başlıksız yazılar

İnsanın bütün çabası anlaşılmak. İnsanın bütün çabası anlatmak. Ve yine insanın bütün çabası anlamak. Anlamadan yaptığımız her şey çatışmaya çıkıyor. Anlatmadıkça, anlatmadıklarımız içimizde dert oluyor. Ve insan anlaşılmadığında koca bir dağ bile olsa yapayalnız hissediyor. Dinlemek… Kendimizi veya başkalarını dinlemek. Sorunlarımızı çözer mi?

Gerçek, Hislerimiz Midir?

Sadece biri çıkıp ona gerçekleri söylesin istiyordu. Tüm isteği buydu. Her şeyle yüzleşmek ve geleceği bilmek istiyordu. Belirsizlik onu tüketiyor tıpkı bir ruh emici gibi ruhunu emiyordu. Yalnızca güvendiği bir otoriteye ihtiyacı vardı. Her şeyi bilen bir şamana ihtiyacı vardı. Kaygılarından kurtulmak istiyordu. Geleceği görmek istiyordu. Tek istediği buydu. Bu olduğunu sanıyordu. Oysa yüzleşmekten kaçıyor, […]

Başlıksız yazılar

Bir an gelir ve tüm yüklerin altında ezilirken durur ve nefes alır insan. İşte baharın en güzel yanı insan durduğunda duyduğu o cıvıltı sesleri. Bugün güne farklı bir kuş sesi ile uyandım. Belki seyahata gelmiştir bizim apartmana. O güzel sesi yüzümü güldürdü. Güzelliklerle geçen bir gününüz olması dileğiyle.

Başlıksız yazılar

Bazen kayboluruz. Ve başka başka yerlerde buluruz kendimizi. Hiç bilmediğimiz bir mekanda. Hiç bilmediğimiz insanlarla. Hiç bilmediğimiz ekollerde. Yeniden ararız. Ve bazen dönüp bakarız. Bir ömür geçmiş.

Başlıksız yazılar

“Sade yaşamak, daha fazla görebilmek için  daha az şeye bakmak, daha fazla yapabilmek için daha az yapmak, daha fazla şeyi sahiplenebilmek için daha az şeyi satın almak demektir.” Jon Kabat-Zinn