KENDİNİ HATIRLA

Sıradan bir günümde sıradan şeyleri yaptıktan sonra yatağıma girdim. Biraz sosyal medyada takılmak üzere telefonumu elime aldım. Önüme bir post düştü.Postta beni etkileyen sadece iki kelime vardı; KENDİNİ HATIRLA.Fark ettim ki kendimi uzun zamandır unutmuşum. Nelerden hoşlandığımı, geçmişte neler yaptığımı, nasıl bir insan olduğumu, nelerde iyi nelerde kötü olduğumu, nelerin hayallerini kurduğumu unutmuşum.

BİR YETİŞKİN MASALI: KALPLERİNİ KAYBEDEN ÇOCUKLAR

Bir köy varmış. Bu köyde annelerde babalar da çalışırmış, çocuklar da evde kalıp oyunlar oynarmış. Bir gün yine çocuklar oyun oynarken birden bir kaval sesi duymuşlar. Ses o kadar güzelmiş ki bütün çocuklar kavalın sesini takip etmeye başlamışlar. Siyah şapkalı adam çocuklara seslenmiş; ” Merhaba Çocuklar ben Oyuncaklar Dünyası Kralı Kalpleri Toplayan Adam’ ım. Sizi sadece oyunların olduğu ülkeme götürmemi ister misiniz?”

ŞU PAZAR GÜNLERİ

Bugün sabah yatağımdan kalkmak istemiyorum. Burada kalmak o sıcaklığı içime çekmek dünyada en sevdiğim şeylerden biri. Sanki dünya durmuş ama hep o sıcaklıkta o güzellikte durmuş gibi geliyor. Hareketten ve hızdan beni uzaklaştıran tek şey Pazar sabahları. Yorganımın içinde bir sağa bir sola dönüyorum. Rüyamda neler gördüğümü hatırlamaya çalışıyorum. Biriyle buluşmuştum. Yüzünü hatırlayamadığım bir yakışıklıyla.

GERÇEKTEN TUTKUMUZU TAKİP ETMELİ MİYİZ?

Üniversite yıllarımda bir konferanstan çıktım ve düşüncelere rahat rahat dalabilmek adına yurduma yürüyerek dönmeye karar verdim. Yola çıktığımda oldukça sinirli ve düşünceliydim. Yıllardır aynı cümleleri duyuyordum; tutkunuzu takip edin, tutkunuzu bulun, ona sarılın, her şeyi onun etrafında şekillendirin, elbette sizin de tutkunuz olan bir şey vardır, tutkunuz mutlaka vardır ama siz farkında olmayabilirsiniz… Neden herkes aynı şeyden bahsediyor? Bu tutku gerçekten bu kadar önemli mi yoksa sadece popüler bir değer mi? Bu konuyu zihnimde masaya yatırmaya kararlıydım.

BENCİL VE EGOİST İNSANLAR

Her işin sonunda kendisine çıkar sağlamayı düşünen insanlara bencil deriz. İş yapmaktan kaçmak, yapılan işin sonuçlarını kendine almak gibi her türlü kazanç ve çıkarlar bencilliktir. Ben merkezcilik ise bilinenin aksine kişinin kendini merkeze alıp hareket noktasını kendi olarak belirleyip, kendini esas almasıdır.
Çağlar boyunca ‘ben’ in fazlasıyla öne çıktığı, bu uğurda savaşların verildiği, insanların öldüğü ve daha sayamayacağımız birçok olayın yaşandığını hepimiz biliyoruz. Eskiden olduğu gibi bugünde egolu, bencil, kendini düşünen ve kendinden başkasını görmeyen insanlar var. Fakat geçmişle bugünü birbirinden ayıran önemli bir fark var; insanlar bencilliklerinin arkasına sığınabilecekleri büyük bir kapı buldular.

NE KADAR DEĞERLİSİN!!

İnsan kendi değerini belirleyebilir mi?Senin hayattaki değerin nedir? Nasıl bir hayat yaşıyorsun? Yaşadığın hayat değerini belirleyen bir faktör mü senin için? Bu soruların cevabını vermek kolay değil. Yine de gel birlikte cevaplarını arayalım. Yaşını, görünüşünü, aileni, çevreni, yaşadığın evi, apartmanı, gerçekleştirdiğin aktiviteleri, hobilerini gözden geçirmeni istiyorum. Bunlar gerçekten senin değerini belirlemede bir ölçüt olarak kullanılabilir mi? İnsanın değerini belirleyen bir ölçüt var olabilir mi?

BAŞKALARININ TARTIŞMALARI

Tartışmalar, kavgalar beni hayatım boyunca etkiledi. Her zaman birileriyle tartışmaktan korktum ve kaçtım. En sonunda ise dönüp baktığımda etrafımda sürekli birilerinin tartışmalarına şahit olduğumu gördüm. Belki de bu yüzden hep korktum. Belki de korktuğum için sürekli maruz kaldım. Şimdi ise büyük tartışmaların kavgaların yaşandığı uzun bir dönem geçiriyorum.