Geçtiğimiz Ekim ayında 42 ABD eyaleti birlik olarak Meta’ya dava açtı. Dava açmalarının sebebi gençlerin ruh sağlığını bozduklarını iddia etmeleriydi.
Davayla ilgili bir şikayet dilekçesinde gençlerin İnstagram’ da uzun süre vakit geçirmeleri ve takıntılı ruh haline bürünmelerinin 5 nedeni olabileceğini öne sürüyor. Zararlı ve manipülatif görülen o 5 özellik;
- Öneri algoritmaları
- Beğeniler
- Bildirimler
- Fotoğraf filtreleri
- Hikayeler
Her bir özelliğin tek tek incelenmesi gerekse de bugün fotoğraf filtreleri üzerine konuşmak istiyorum.
Daha güzel görünmek için kullandığımız o filtreler aslında algılarımızla mı oynuyor? Bu sorunun cevabını kolaylıkla tahmin edebilirsiniz. Birçok insanın güzellik algısının filtrelere göre şekillendiği bir gerçek. Plastik cerrahların bu söylediklerime katılacağını düşünüyorum.
Eskiden insanlar ellerinde ünlü bir yıldızın fotoğrafıyla giderlerdi cerrahlara. Sokakta o dönemin yıldızı kimse ona benzeyen veya benzemeye çalışan insanlar dolaşırdı. Bugün ise filtrelenmiş, sanal bir fotoğrafa benzemek istiyoruz. Gerçek olmayan bir gerçeklik yaratma peşinde doktor doktor dolaşıyoruz.
Eminim sizlerde şahit olmuşsunuzdur. İnstagram’ da sürekli aynı filtreyi kullanan insanlar vardır. Bir süre sonra aynı kişiyi filtresiz gördüğünüzde ise o insanı tanıyamıyorsunuz. Çünkü algınız tamamen değişmiş. Fakat algısı değişen tek siz değilsiniz. O filtreyi kullanan kişi de kendini aynada gördüğünde yabancı birini görmüş gibi hissediyor. Çünkü gözleri filtreli halini görmeye alıştı ve onu görmeyi arzuluyor.
Severek takip ettiğin kendisinden de birçok şey öğrendiğim biri vardı. Sürekli aynı filtreyi kullanarak hikayeler paylaşırdı. Bir gün dudaklarını yaptırmak istediğini söyledi ve hemen operasyon gerçekleşti. Dudakları kullandığı filtredeki gibi olmuştu. Halen aynı filtreyi kullanmaya devam ediyor.
Kırışıklıklarımızı yok eden, kusurlarımızı kapatan, bizi daha da çekici, güzel ve bebeksi yapan o filtreler sandığımız kadar masum değil. Yaşımızın ilerlemesini kabul edemeyip filtrelerden medet umuyoruz, kusurlarımızla barışmayıp kapatmaya çalışıyoruz, bizi biz yapan diğerlerinden ayıran farklılıklarımızı gözardı edip standartlaşıyoruz. Bizleri izleyen gelecek kuşaklar ise gerçeklik ve sanal ayrımı arasında sıkışıp kalıyor. Çoğu zaman sanal, gerçekliğimiz haline geliyor.
Aktif veya pasif olarak kullandığımız bu filtreler birçok insanın psikolojisini etkiliyor. Zaten küçüklüğümüzden beri maruz kaldığımız güzellik algısına instagram filtreleri de tuz, biber oluyor.
Beden algısı bozulan insanlar; bunalımlara, depresyonlara, yeme bozukluklarına doğru itiliyorlar.
Peki bizler ne yapıyoruz? Bu sanal, standartlaştırılmış güzellik algısına katkıda mı bulunuyoruz? Hikayelerimizi paylaşırken bambaşka bir görüntü içesinde mi oluyoruz? Biz gerçekte hangisiyiz?
sosyoşifacı sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.