BİRBİRİNE BENZEYEN ÖĞRETİLER

Ben nasıl oluşur?

Bizi oluşturan şeyler nelerdir? Ailemizden aldığımız genler değil mi? Burnumuzun uzun olmasının, kollarımızın kısa olmasının, ayaklarımızın taraksız olmasının, belli hastalıklara daha çok yatkın olmamızın ya da olmamamızın sebebi ailemizden aldığımız genlerdir. Anne ve babamız sayesinde bu dünyaya geliriz.

Ölüm Yok Korku Yok adlı kitapta Thich Nhat Hanh belirli koşullar dahilinde tezahür ettiğimizi söyler. Bu koşullar gerçekleştikten sonra aslında ben dediğimiz şey var olur. Fakat beni oluşturan şey sadece genetik mirasımız değildir. Epigenetik dediğimiz bir şey de var. Atalarımızın yaşadığı durumlar, olaylar, tehlikeler bize de aktarılır. Biz bugün yaşarken atalarımızdan öğrendiğimiz şeyleri uygulamaya devam ederiz. Eğer atalarınız mağarada gece nöbetini sabaha karşı tutmak zorunda kaldıysa siz sabah insanı olursunuz.

“Ama hepimizin bir mirası daha vardır. Ailemizden aldığımız beden doğaldır. Aynı zamanda çevremizin de bize verdiği bir miras vardır: yetişme koşulları.”

Hanh’ın bahsettiği yetişme koşulları psikolojide çevresel etki olarak geçer. Bu yazıyı okurken psikoloji ve budizm de ortak bir şey olduğunu görünce hemen bu konu üzerine yazmak istedim 😊.

Çevresel etki biz büyürken beni oluşturan faktörlerden en önemlisi. Örneğin sağlıklı bir ailede büyüdüğünüzde farklı sağlıksız bir ailede büyüdüğünüzde farklı biri olursunuz. Sizi oluşturan şey çevrenizdir. Bununla ilgili farklı yerlerde yaşayan tek yumurta ikizlerine yapılmış deneyler var. İlginizi çeken bir konuysa bakmanızı öneririm.

Ayşe’yi, Ali’yi, Fatma’yı, Ahmet’i oluşturan şey hangi ülkede, hangi şehirde hangi okulda, hangi mahallede, hangi ailede, hangi maddi durumda, hangi arkadaşlarla ve hangi kardeşle büyüdüğü belirler. Ailenin birinci çocuğu ile ikinci çocuğu olmak arasında bile fark vardır. Aynı ailede yetişmiş kardeşler birbirlerinden tamamen zıt karakterlere sahip olabilirler.

Bu yetişme koşullarının kişi üzerindeki etkisini anlatabilmek için Hanh çok güzel bir örnek kullanır; çiçek. Çiçekler belli koşullar dahilinde tezahür ettikten sonra bile güneş ışığı, su ve toprak gerekir. Hangi habitatta yaşıyorsa o habitatta bulunan topraktaki mineralleri beslenebilmek için kullanır. Sabah güneşiyle açan çiçekler vardır, akşam güneşinde açan çiçekler vardır. Köklerine çok yakın bir yerde su varsa ya da sık sık sulanıyorsa çiçek çabucak büyür. İki farklı odaya aynı toprağa iki çiçek tohumu ekseniz aynı günler sulasanız bile güneş ışığını birisi daha az alıyorsa boy farkları olacaktır.

İşte insanda böyledir. Çevremizde kimler varsa nerede büyüyorsak biz de ona göre benlik inşa ederiz. Sadece yetişirken değil büyüdüğümüzde bile bu değişim, dönüşüm devam eder. Mevlana: ‘Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim’ der. Çünkü biz en çok arkadaşımızla benzeriz. Kişisel gelişimcilerin çok kullandığı bir cümle vardır: Sen çevrendeki 5 kişinin ortalamasısın.

Çevremizde bizi geliştirecek, olumlu değişimler yaşatacak insanlar bulundurmaya çalışırsak dönüşümlerimizde olumlu yönde olur.

Umarım üzüm üzüme baka baka kararır diyeceğiniz bir gün hiç gelmez 😊.

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle.


sosyoşifacı sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın