TANRI KELİMESİ

İnsanlarla günlük olarak herhangi bir şey hakkında muhabbet ederken bazen Tanrı kelimesini kullanırım. Fakat ilginçtir ki insanlar beni uyarma zahmetinde bulunuyor. Bu uyarılar toplum olarak Allah dediğimiz yaratıcıya Tanrı dememden rahatsız olmaları üzerine gerçekleşiyor.

Tanrı kelimesi Müslümanlık dışında kalan özellikle de Hristiyanların yaratıcısına verilen bir admış gibi anlam değişimi yaşamış. Dolayısıyla da ben Tanrı dediğimde insanlar bambaşka bir yaratıcıdan, Müslümanlığa aykırı bir şeyden bahsediyormuşum gibi tepki gösteriyorlar. Burada fark ettiyseniz başka bir dinden olabilme ihtimali dahi göz ardı ediliyor. Bu insanların akıllarının ucundan bile geçmiyor.

Oysa Tanrı kelimesi köken olarak Tengri’den gelir. Yani atalarımızın kullandığı, yaratıcılarına verdikleri isimdir. Türkler Müslümanlaştıktan sonra Araplaşmadılar. Biz farklıydık. ‘Müslüman Türk’ diye bir kalıp vardır mesela. Bu kalıp Araplardan ve Müslüman olup Araplaşan toplumlardan farkımızı ifade eder. Bu yüzden de Tanrı kelimesi Müslüman olmayan dinlerin yaratıcısına verilen bir ad değil Müslüman olup olmamak fark etmeksizin biz Türklerin yaratıcısına verdiği bir isimdir.

Keza o dönemlerde Tanrı ve Allah kelimeleri birbirinden farklı anlamlarda kullanılmıyordu. Allah dediğinizde de Tanrı dediğinizde de herkes aynı şeyi anlıyordu, bu iki kelime aynı anlama geliyordu. Yani birlikte kullanılıyordu. Bunun için Yunus Emre’nin ve Süleyman Çelebi’nin orijinal eserlerine bakabilirsiniz. Allah da Tanrı da inanılan yaratıcının isimleriydi. Tıpkı Esmaül Hüsna gibi. Ki Esmaül Hüsna ‘en güzel isimler’ anlamına gelir. Yani Allah’ın en güzel isimleri, yüz tanedir. Daha başka bir sürü ismi vardır. Bunların içinde neden Tanrı da olmasın? Neden bizde Yunus Emre gibi hem Allah hem de Tanrı demeyelim.

Zaten bu isim koyma işi biz insanların işi değil mi? Gerçekten Allah’ın/Tanrı’nın bir isme ihtiyacı var mı? Ben olduğunu sanmıyorum. Daha çok bizim, hayatımızı yaşarken ihtiyaç duymamız üzerine isimlendirmemizden kaynaklanıyor olabilir. Sonuçta yaratıcı, tek yaratıcı, bizim inandığımız yaratıcı, onların inandığı yaratıcı deyip de geçebilirdik. Ama geçmedik. Allah dedik, Tanrı dedik, Tengri dedik, İlah dedik, Rab dedik…

Sonuçta aynı şeyden bahsediyoruz. Bu dünyayı, evreni yaratan bir yaratıcı var ve o yaratıcı tek, bir tane, biricik. Ona Tanrı da diyebiliriz Allah da. Tanrı deyince başka dine geçmiş olmuyoruz. Ya da dine küfür etmiş olmuyoruz. Tıpkı atalarımız gibi ikisini bir arada kullanıyoruz. Bence burada yanlış da yok doğru da yok. Herkes istediği şekilde hitap edebilir. Sonuçta sen Müslümansan ve Allah’a inanıyorsan Allah’a Tanrı dedin diye dinden çıkmıyorsun ya da Allah sana kırılıp küsmüyor, sana ceza vermiyor. Eğer Tanrı’nın kötü konuştuğunda seni cezalandıracağına dair bir inancın varsa bile bu kötü konuşma da değil. Küfür etmiyorsun, hakaret de etmiyorsun.

Son olarak değinmeden geçemeyeceğim bir nokta var. Esmaül Hüsna Allah’ın 99 ismi aslında Allah’ın özelliklerinden oluşuyor. Yani nasıl bizim karakteristik özelliklerimiz varsa Allah’ında özellikleri var. Biz nasıl meraklı, sinirli, sevimli, hülyalı, duygusal, rasyonel gibi özelliklerimizden bahsediyorsak Allah’ın da özelliklerinden bahsediyoruz; ezeli, ebedi, sonsuz, güç sahibi, tek, kusursuz, hatasız, aşkın vb. Eğer Allah’ın/Tanrı’nın özellikleri hakkında bir sorgulamanız veya merakınız varsa Adem İle Havva’nın Hikayesine Farklı Bir Bakış adlı yazıma tıklayarak okuyabilir, Tanrı’ya neden özellikler atfettiğimizi benim bakış açımdan görebilirsiniz.


sosyoşifacı sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın