Herkese merhabalar. Bugün kısaca bu haftada yaşadığım birkaç düşüncemi paylaşmak için geldim.
Biliyorsunuz ki yaz aylarındayız ve insanlar seyahat etmeye başladı. Bu seyahatlere akraba ziyaretlerini de ekleyelim. Çünkü tanıdıkları ziyaret etmek bizim kültürümüzün bir parçası.
Birkaç akrabamız şehrimize bizleri ziyaret etmek için geldiler. Birlikte çok güzel vakit geçirdik. Görüşmediğimiz zamanların bir güzel acısını çıkardık. En son görüşmemizden beri epey zaman geçmişti, uzun süredir görüşmüyorduk ve hayat bizi değiştirmişti. Bu süre zarfında birbirimizi yeniden tanıma fırsatı yakaladık.
Nitekim bu yüzden kendimden bahsetmeye başladım. Geçmişte yaptıklarımdan, yapamadıklarımdan, gelecek planlarımdan ve şu anımdan sıkça bahsetmem gerekti. Başlarda kendim hakkında konuşmak çok güzeldi. Geçmişte yaptığım güzel şeyleri de bana hatırlatıyordu. Fakat bir süreden sonra beni rahatsız etmeye başladı.
Hayatımın geçiş dönemindeyim. Henüz hiçbir şey belli değil. Hayatımı kurmaya çalışıyorum ve bu oldukça uzun bir süreç. Daha gidecek çok yolum var. Fakat insanlar bunu anlamakta çok zorlanıyor. Çünkü somut olarak bir süreç göremiyorlar. Örneğin sınava hazırlanan bir öğrenci olsaydım beni çok daha kolay anlayabilirlerdi. Zamanımı yönetmek bana kaldığı için onlar beni çalışırken görmüyorlar ya da sık sık bu süreçten bahsetmiyorum ( bahsetmeme sebebim ise üzerimde baskı oluşturmamak). Haliyle de onların beni anlaması daha zor oluyor.
Onların gözünde şu anda çalışıyor olmam gerekiyor. Tüm beklentiler bu yönde. Çünkü etrafımdaki herkes bunu yapıyor. Onların gözünde de normal olan bu. Bunu bildiğim içinde onlar bana hiçbir şey söylemelerine gerek olmadan kendi kendimi bu beklentilerle kıyaslıyorum. Oysa hepsi benim kafamın içinde dolaşan düşüncelerden ibaret.
Hayatımın geçiş döneminde olduğum için birçok sınav öğrencisi gibi yapacaklarımı erteliyorum. Çünkü önceliklerim var. İnsanlarla sohbet ederken de yapacaklarımdan bahsediyorum ama şu an yapamayacağımı söylüyorum. Bunun en büyük iki nedeni; zaman ve para. İnsanlar ben konuşurken ne düşünüyorlar bilmiyorum ama bana sürekli şikayet ediyormuşum hissi verdi bir süre. Bunu yapmak istiyorum ama işte yapamıyorum. Şunu yapmak istiyorum ama şu an yapamam. Şuraya gitmek istiyorum ama belki seneye… Liste uzadıkça üzerime de yükler binmeye başladı.
Aynı şekilde geçmiş de ayağıma takılmaya başladı. Pandemiden dolayı iptal olan onlarca planımdan bahsederken içimdeki ukdeye de değinmeden geçemiyorum. Ve yine bir yapamadım, edemedim şikayetleri içindeymişim hissine kapılıyorum. Sanki ben mükemmelim ve her şeyi yapmak istiyorum ama hayat izin vermiyor!
Beni yeniden tanıdıkları için de kendimi bahaneler insanıymışım gibi göstermek istemiyorum. Evet bazı şeyler gerçekten benden bağımsız olarak gerçekleşmiyor ama bunu bile sanki bahane olarak kullanıyormuşum gibi görünmekten epey endişe duydum.
Bu şekilde kendimi tanıtayım derken, bana sorulan sorulara cevap verirken kendi düşüncelerimin karanlığında kayboldum. “Her şey biran önce olup bitmeli, ben para kazanmaya başlamalıyım. Belki de her şeyi bırakıp herhangi bir işe girmeliyim.” Düşüncelerim değişmeye başladı. Kendi üzerime kurduğum baskı artarak devam etti.
En sonunda dinlenmemiş olmanın da verdiği yorgunlukla birlikte küçük bir bunalım yaşadım. İçim içime sığmadı. Nefes almakta zorlandım. Evden dışarı attım kendimi. Saatlerce yürüdüm.
Aradan birkaç gün geçti. Misafirlerimiz gitti. Ben dinlenmek için biraz zaman buldum. Artık kendimden bahsetmemi gerektirecek hiçbir ortam yoktu. Bu yüzden de kendimi artık şikayet eden biri gibi hissetmemeye başladım. Hedeflerimi yeniden hatırladım. Zamana ihtiyacım olduğunu yeniden hatırladım. Emek harcadığımı ve bir gün karşılığını alacağımı yeniden hatırladım. Kendi üzerime kurduğum o baskı kalkınca da hayallerim ve geçmişte yaptıklarım, o konuştuklarımız beni motive bile etti.
Artık koşullara hapsedilmiş biri olmaktan çıktım ve hedeflerime ulaşmak için kendi yarattığım koşullarda yaşadığımı kendime hatırlattım. Bugün bunları yaşamamın en büyük nedeni hayatımda yaptığım seçimler. Eğer hala bir şeyler için zamana ihtiyacım varsa bu zamanı kendime verebilirim.
İşte bu haftam böyle geçti. Bazen sorun bizde değildir. Başkalarında da değildir. Sadece nerede, ne yaptığımızı unuturuz. Yolumuzu kaybettiğimizi sanırız ama etrafımıza bakıp ne yapmakta olduğumuzu hatırlamamız gerekir.
Umarım bu yazı yolunu unutanlar için küçük bir hatırlatıcı niteliğinde olur. Unutmayın hayat uzun bir yol. Hepimiz o yoldayız. Bazılarımız önde bazılarımız arkada. Bu demek değil ki gerideyiz ya da ilerideyiz. Herkes kendi yolunda farklı şeylerle karşılaşarak ilerliyor. Biz sadece birbirimize bu yollarımızda destek oluyoruz.
Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle hoşça kalın.
sosyoşifacı sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.