Arzu buluşacağımız yerin mesajını göndermiş. Bugün iş çıkışı arkadaş buluşması yapacağız. Arzu, Ahmet ve ben. Üçümüzün uzun bir geçmişi var. Fakat bazı şeyler son zamanlarda değişti. Arzu ile birbirimize karşı hislerimiz değişmeye başladı. Bir süredir ilişkimiz var. Henüz Ahmet’e söylemedik, söyleyemedik. Sanki ince bir ipin üzerindeymişiz gibi hissediyorum. Ahmet’e söylediğimizde veya yakalandığımızda arkadaşlığımız zarar görecekmiş gibi geliyor. Arzu da böyle hissediyor olmalı ki Ahmet’e söylememek konusunda hemfikiriz.
İşim erken bitti. Çantamı ve ceketimi alıp yola koyuldum. Mekanın atmosferi güzel ve hoş görünüyor. Aç olsam da bir çay söylüyorum kendime. Çayımla birlikte Ahmet de geliyor. Anlaşılan o da erken çıkmış işten. Küçük bir selamlama oluyor aramızda. Nasılsın, nasıl gidiyor işler felan derken Ahmet’te kendine bir çay söylüyor. Ama bir şey var aklında. Düşünceli görünüyor. Soruyorum;
-Hayırdır pek bir düşüncelisin bugün.
-Sorma ya aklımda bir şey var. Erken çıktığını mesaj atınca gruba bende izin alıp çıktım. Seninle konuşmam lazım.
-Konuşalım ya. Anlat bakalım ne oldu.
-Ben Arzu’dan hoşlanıyorum abi.
-Sen ne diyorsun oğlum.
-Hoşlanıyorum işte abi.
Ahmet’in söyledikleri karşısında şaşkına döndüm. Ne zamandır hoşlanıyor, ne zamandır o gözle bakıyor Arzu’ya, bunca zamandır bunu saklıyor muydu? Aklımdan geçen soruların saçmalığını fark ediyorum ne söylemem gerektiğini düşünmeye başlıyorum. Sevgilisi var diyemem sevgilisi yok diye biliyor. Biz çıkıyoruz da diyemem ki şimdi. Bende seviyorum demek de yakışık almaz. Arkadaş ayağına da yatıramam ki biz arkadaşlık ilişkisini çoktan aştık. Ya Arzu’ya yürümeyi düşünüyorsa? Ben;
-Ne diyorsun oğlum. Ne zamandır hoşlanıyorsun?
-Bir süredir. Hani tatile gitmiştik ya geçen ay o zamandan beri bir farklı görünmeye başladı gözüme.
-Saçmalama Ahmet.
-Ne yapayım oğlum ya gönül bu işte. Düşündüm taşındım açılacağım ben kıza.
-Ne diyorsun oğlum sen!
-Önce seninle konuşayım haberin olsun belki bana yardım edersin dedim. Aramızı yaparsın be.
-Yok sen çok hızlı gidiyorsun bir dur, sakin ol, yavaşla belki sandığın şey hoşlantı değildir.
-Yok abi ben çok düşündüm. Seviyorum kızı. Bugün olacak bu iş.
-Ya oğlum bir dur kızın belki sevdiği biri vardır. Arkadaşlığınız bozulmasın bari.
-Ben onu hiç düşünmemiştim ya.
Tam o sırada Arzu kapıdan içeri girdi. Benim ateşimse giderek yükseliyor. Neyin içine düştüğümü kestiremiyorum. Ahmet’i nasıl vazgeçirebilirim? Bu itirafın üstüne de biz sevgiliyiz nasıl derim. Sevecek onca insan varken niye benim sevgilime göz dikiyor bu çocuk ya. Sanki dünyada kız kalmadı.
Arzu’nun gelmesi ile yemek söyledik ve yemeye başladık. Ahmet’te hareketlenmeler var. Bir anda kibarcık Ahmet oldu. Bardağını yaklaştırmalar, etini kesmeler. Sinir kat sayım giderek yükseliyor. Ne yapacağımı da şaşırdım. Engel olmaya çalışıyorum ama Ahmet’e kafa göz dalarım diye de kendimi tutuyorum.
Telefonuma mesaj geldi. Ahmet’ten. Kızla aralarını yapmak yerine köstek olduğum için kızmış. Beni göndermeye de çalışır şimdi diye içimden geçirirken, Ahmet;
-Furkan senin bir projen yok muydu, onu yetiştirmen gerekmiyor mu sen gitsene.
-Yooo. Tamamlarım ben onu sonra.
-Patronun kızmadı mı erken çıkmana çağırır belki seni birazdan.
-Yok ya patronum iyi adamdır çağırmaz.
-Annen ne yapıyor hiç ziyaret etmiyorsun bence hazır erken çıkmışken bugün ona da uğra.
-Yarın da erken çıkacağım yarın uğrarım. Arzu;
-Evet ya hafta da bir kez buluşuyoruz zaten bugün birlikte sohbet muhabbet edelim.
Arzu’nun isteğiyle ikimizde susuyoruz. Ama ikimizde sinirleri iyice gerildi. Benim bir çözüm bulmam lazım. Tuvalete gidip sakince düşünmem lazım ama masada yalnız da bırakmak istemiyorum. Ahmet;
-Arzu benim sana bir şey söylemem lazım. Ben;
-Heee. Hafta sonu iş gezin var onu mu söyleyeceksin. Hasan;
-Yok ya başka bir şey söyleyeceğim.
-O zaman patronun zam mı yaptı?
-Hayır abi. Müsaade et bir konuşayım.
-O zaman işi bırakıyorsun.
-İşi niye bırakayım. Müsaade eder misin bi kardeşim konuşayım. Arzu;
-Ben bir tuvalete gidip geleyim ondan sonra konuşalım Ahmet.
-Arzu bir şeylerin döndüğünü anladı. Kalkması iyi oldu. Ahmet;
-Oğlum sen niye böyle yapıyorsun ya. Yazıklar olsun sana. Arkadaşımsın, kardeşimsin dedim sana anlattım, yardım istedim. Senin yaptığına bak.
-Bak Ahmet acele ediyorsun. Belki kızın sevdiği biri vardır. Yakma kendini körü körüne.
-Tamam. Gelince soracağım bakalım ne diyecek.
İçimden minik bir oh çektim. Arzu’nun gerçekten uğraşmasını istemiyorum. Mümkün olduğunca sessizce halletmek istiyorum ama ona haber versem iyi olacak. Telefonumu çıkartıp Ahmet’in ona karşı boş olmadığını ve açılmak istediğini söylüyorum. Bir süre sonra Arzu mesajımı okumuş bir şekilde geri geldi. Ahmet’ten önce davranıp sormak istiyorum ama A diyemeden Ahmet konuşmaya başladı.
-Arzu biz yıllardır her türlü konuyu konuştuk, tartıştık ama bir konu var ki bize hiç söylemiyor kendine saklıyorsun. Biz de buna saygı duyuyoruz. Yine söylemek istemezsen saygı duyarız ama biz merak ediyoruz bu yüzden de soralım dedik. Bizimle paylaşmanı gerçekten çok isteriz. Hoşlandığın veya sevdiğin birisi var mı?
Arzu mesajımdan dolayı kendini hazırlamış. Soruya şaşırmadı ve kendinden emin bir şekilde cevap verdi;
-Evet var.
Beklemediği bu cevap karşısında Ahmet şaşkına döndü ve bana baktı. Ona ben söylemiştim diyen gözlerle baktım. İçimde biraz rahatlama oldu. En azından bu geceyi ve bir süreliğine alarm durumunu atlatmıştık. Ben içten içe sevinirken ve öfkemi kontrol altına alıp kendimi sakinleştirirken Ahmet sessizliğe büründü. Onu öyle görmek içimi parçaladı. İkimiz nasıl oldu da aynı kişiyi sevebildik? Arzu’yla çıktığımız bunca zamanda Ahmet’e bunu söylemediğim için büyük bir pişmanlık duymaya başladım. Arkadaşlığımız zarar görmesin diye saklarken en yakın arkadaşımı incittim. Onun kalbini kırık görmek yeterince canımı sıkarken buna neden olmuş olmak ve Arzu’nun sevgilisi olduğumu söyleyememek daha da çok canımı sıkıyor. Sanırım büyük bir hata yaptım. Ahmet’e güvenmeyerek ve ondan ilişkimizi saklayarak hata yaptım. O en yakın arkadaşımdı elbette arkadaşlığımız bozulmayacaktı. Neden bu konuda bu kadar endişelenmişim ki!
Ben, bir gözüm Ahmet’te düşüncelere ve duygulara dalmışken Arzu Ahmet’e seslendi. Arzu’ya baktım. Göz göze geldik. Hayır bunu yapıyor olamaz değil mi!
Sirkte en önemli gösteriyi yapan bir cambaz gibi hissettim kendimi. Sanki üzerinde durduğum ip kopmuştu ve ben aşağı doğru düşüyordum.Arzu;
-Ahmet sana söylememiz gereken bir şey var. Bunu senden sakladığımız için gerçekten çok üzgünüm. Arkadaşlığımızın zarar görmesinden korktuğumuz için bahanelerin arkasına sığındık. Biliyorum bizi affetmen zor olacak ama daha fazla saklamak istemiyoruz. Benim sevdiğim kişi Faruk ve bizim bir ilişkimiz var.
Ahmet ne duyduğundan emin olamadı. Bana baktı. Kafamı evet anlamında salladım ama gözlerine bakamadım.
Birkaç dakika sonra Ahmet duyduklarını sanki yeni anlamış gibi ceketini aldı ve tek kelime etmeden çıktı. Arzuyla birbirimize baktık. İkimizin de söyleyecek sözü yoktu. Eğer bu konu bu akşam konuşulmasaydı, Arzu ilişkimizi anlatmasaydı Ahmet’e gerçeği hiçbir zaman söyleyemezdik.
Ahmet’i tamamen kaybetme korkusu her yanımızı sarmış olsa da ona güvenmeye başladık. Arkadaşlığımızın bozulmaması için ilişkimizi söylemezken, Ahmet’e güvenmezken şimdi güveniyoruz. Uzun zaman önce yapmamız gereken şeyi şimdi yapıyoruz. Geç kaldık bunu ikimizde biliyoruz.
Ahmet’in bir gün geri dönmesi umuduyla ona biraz zaman vermeye karar verdik. Onu kaybetmek istemiyorsak onun için çaba göstermeliyiz. Ama şimdi biraz yalnız kalmaya ihtiyacı var. Biz Arzuyla evlerimize dönerken o bizim tahmin edemediğimiz fırtınalı bir denizde yüzüyor.
sosyoşifacı sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.