BİR YETİŞKİN MASALI: KALPLERİNİ KAYBEDEN ÇOCUKLAR

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde; develer tellal iken, pireler berber iken, ben anamın beşiğini tıngır mındır sallar iken bir köy varmış. Bu köyde annelerde babalar da çalışırmış, çocuklar da evde kalıp oyunlar oynarmış. Bir gün yine çocuklar oyun oynarken birden bir kaval sesi duymuşlar. Ses o kadar güzelmiş ki bütün çocuklar pencereye çıkmış. Ama kimseyi görememişler. Bunun üzerine bu güzel müziğin karşısında büyülenen köyün tüm çocukları evlerinden çıkıp kavalın sesini takip etmeye başlamışlar.

Bir bir köyün meydanında toplanan çocuklar karşılarında siyah bir elbise giyen kocaman şapkası olan dev bir adam görmüşler. Kavalın sesi o kadar güzelmiş ki çocuklar kendi hayal dünyalarında kayboluyorlarmış. Siyah şapkalı adam tüm çocukların toplandığını görünce bestesini bitirmiş ve çocuklara seslenmiş;

” Merhaba Çocuklar ben Oyuncaklar Dünyası Kralı Kalpleri Toplayan Adam’ ım. Sizi sadece oyunların olduğu ülkeme götürmemi ister misiniz?” diye sorar. Çocuklar birbirlerine bakıp hep bir ağızdan “Eveettt” diye bağırırlar. Kalpleri Toplayan Adam sözlerine devam eder:

“Ülkemde sizleri evrenin bütün oyuncakları bekliyor. Arabalar, bebekler, oyuncak evler, uçaklar, bisikletler, saatler, toplar, telefonlar, tabletler ve daha niceleri. Ülkemin her yerinde sizin eğlenmeniz için çeşitli araçlar var. Oraya gelirseniz eğer tüm gün oyun oynayabilir, kumdan kaleler yapabilir, oyun parkında uyuyup yine oyun parkında uyanabilirsiniz. Orada sizi kimse uyarmaz, oyun saatinin bittiğini söylemez, telefonları elinizden almaz, uyumanız gerektiğini, yemek yemeniz gerektiğini söylemez. Sevmediğiniz hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsiniz. Doktorlar, ilaçlar, polis amcalar gibi korkunç şeyler de yok. Ama ne var ki ülkemde yiyecek de yok. Aç kalacak olmanıza rağmen benimle gelmeye hazır mısınız?

Çocuklar önce çok sevinirler fakat yemeğin olmamasına üzülürler. Yine de onları sevmedikleri yemekleri yemeleri için zorlayan kimse olmayacağına sevinip Kalpleri Toplayan Adam’ ın ülkesine gitmeyi kabul ederler. Kalpleri Toplayan Adam Şapkasını başından çıkartıp yere indirir ve şunları söyler:

“Unutmayın çocuklar orada yiyecek hiçbir şey yok. Üstelik de geri dönebilmek için kalplerinizi bana vermek zorundasınız. Kalpleriniz sizin geri dönüş biletiniz. Tüm duygularınızı kaybedeceksiniz. Eğer kabul ediyorsanız şapkanın içinden geçin”

Çocuklar oyuncakların olduğu bir dünyadan geri dönmek istemeyeceklerini düşündükleri için kabul edip şapkanın içinden bir bir geçerler. Geriye ise sadece üç çocuk kalır. Kalpleri Toplayan Adam bu üç çocuğa

” Siz neden ülkeme gelmiyorsunuz?” diye sorar. Birinci çocuk;

– Ben yemekten vazgeçemem çünkü yemek yemeyi oyun oynamaktan daha çok seviyorum der. İkinci çocuk;

– Ben anne ve babamı orada çok özlerim. O yüzden gelmek istemiyorum der. Ve üçüncü çocuk;

– Oraya gidipte geri dönmek istersem eğer kalbimi mi alacaksınız diye sorar. Kalpleri Toplayan Adam’ da cevap verir;

– Evet.

– Peki geri alabilecek miyim kalbimi.

– Hayır. Bende kalacak.

– Peki kalbimi alırsanız ne olacak?

– Duyguların yok olacak. Artık seni üzen, canını yakan, sinirlendiren ve utandıran hiçbir şey hissetmeyeceksin. Aynı zamanda sevinç, mutluluk, huzur da hissetmeyeceksin. Büyüdüğünde kalbi olmayan bir insan olacaksın.

– Anne ve babamın her sabah işe gitmelerine üzülmeyecek, abimle daha çok ilgilenmelerine kızmayacak ve ödevlerimi yapmadığım için sınıfın içinde öğretmenim bana kızsa da utanmayacak mıyım?

– Evet.

– O zaman bende senin ülkene gelmek istiyorum der ve üç numaralı çocukta şapkanın içinden geçer.

Oyuncaklar ülkesi tıpkı Kalpleri Toplayan Adamın dediği gibi oyuncaklarla doludur. Bu kadar çok oyuncağı bir arada hiç görmeyen çocuklar koşarak oyuncakların içine dalarlar. Kimisi bebek evine gidip çeşit çeşit bebeklerle oynar kimisi arabalarla oynar kimisi akülü arabalara biner… Burada herkese yetecek hatta artacak kadar çok oyuncak vardır. En çok da telefon vardır. Çocuklar telefonları alıp oyunlar oynayıp çizgi filmler seyrederler ve zaman hızlıca akmaya başlar.

Tüm çocuklar saatlerce oyunlar oynamış, bazen kavga etmiş bazen sarılmış bazen de kahkahalarla gülmüşler. Ama zaman geçtikçe yorulmaya ve acıkmaya başlamışlar. Bebeklerle oynayan kız ‘ben çok sıkıldım’ demiş, arabalarla oynayan çocuk ‘ ben çok yoruldum’ demiş, telefonlarla oynayan çocuk ‘gözlerim çok ağrıyor ve artık göremiyorum’ demiş. Etraflarına baktıklarında bazı çocukların uyuya kaldığını bazılarının ise yemek yemedikleri için açlıktan karınlarının ağrıdığını görmüşler. Hasta olan çocuklar ise ilaçlarını almadıkları için daha çok hasta olmuş bazıları ise yere yatmışlar. Üç numaralı çocuk burada ne kadar çok eğlenmiş olsa da acıktığı için evine geri dönmek istemiş. Üstelikte anne babasını çok özlemiş. Bunun üzerine Kalpleri Toplayan Adam’ ı çağırmış. Kalpleri Toplayan Adam;

– Eğer geri dönmek istiyorsanız bana kalplerinizi vermelisiniz. Burada kalıp saatlerce oyun oynayıp, gülerek, eğlenerek bazen ağlayarak, ailenizi özleyerek kalmak mı istersiniz yoksa duygularınızı kaybetmek uğruna evinize mi gitmek istersiniz? Eğer geri dönmek istiyorsanız hepiniz sıraya girin.

Çocuklar Kalpleri Toplayan Adam’ ın önünde tek tek sıraya girmişler. Kimse oyuncaklar ülkesinde kalmak istememiş. Uyuyan çocukları uyandırmış, hasta çocukları taşıyarak sıraya girdirmişler. Kalpleri Toplayan Adam tüm çocukların kalplerini almış ve onları şapkasından tekrar geçirerek evlerine göndermiş.

Köylerine dönen çocuklar evlerine döndükleri için mutlu olamamışlar. Başları eğik hepsi evlerine dağılmışlar. Çocukların o cıvıl cıvıl sesleri, kıpır kıpır eden içleri artık solmuş. Evden içeri girdiklerinde, anne ve babalarını gördüklerinde özlem hissetmemişler. Oyuncaklar ülkesinde annelerini görmek için ağlayan çocuklar bile annelerine koşarak sarılmamışlar. Hissettikleri tek şey açlık, susuzluk ve yorgunlukmuş. Akşam yemeklerini yeyip tek kelime etmeden yataklarına girmişler. Anlamışlar ki kalpleri olmadan hayatın tadı da tuzu da yokmuş. Ne sevinç varmış ne üzüntü. Ne kıskançlık varmış ne samimiyet. Ne özlem varmış ne acı.

Üç numaralı çocuk da kalbini Kalpleri Toplayan Adam’ a verip evine dönmüş. Artık anne ve babası işe gittiklerinde üzülmüyor, abisi ile ilgilendiklerinde onlara kızmıyor, ödevini yapmadığında ve öğretmeni kızdığında üzülmüyormuş. Ama üzülmediği ve kızmadığı için sevinemiyormuş da. Anne babasını işten döndüklerinde sevinçle karşılayamıyor, onları özlemiyormuş. Oyun oynarken artık mutlu olmuyormuş. Hiçbir duyguyu hissetmez olmuş. Duygu hissetmediği için kalbini kaybettiği için de üzülememiş.

Artık o kalbi olmayan bir çocuk olmuş.


sosyoşifacı sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın