Bencillik nedir?
İnsanlar neden bencil olur?
İnsanları bencil olmaya iten şeyler nelerdir?
İnsanların bencillliğinin sizleri şaşırttığı oluyor mu?
Bugünkü konumuz bencillik, ben merkezcilik ve ego. Konuya girmeden önce birbirleriyle sıklıkla karıştırılan ben merkezli olmak, bencil olmak ve öz farkındalık kavramlarından bahsetmek istiyorum.
Bencillik, Ben Merkezcilik ve Öz Farkındalık
Bencillik çıkar sağlamak ile ilgilidir. Her işin sonunda kendisine çıkar sağlamayı düşünen insanlara bencil deriz. İş yapmaktan kaçmak, birilerinin üstüne sorumlulukları yıkmak, yapılan işin sonuçlarını kendine almak gibi her türlü kazanç ve çıkarlar bencilliktir. Pastadan bir dilim değil iki dilim yemek, ev temizliğini partnerine bırakmak, bir iş olduğunda ortadan tüymek insanların yapabileceği davranışlardır fakat bencil insanlar bunu sıklıkla yapan insanlardır. Bencil insanlar kendilerini düşünmekten öte menfaatçılık yaparlar. Onlar soyut veya somut mutlaka bir kazanç sağlamayı amaçlarlar.
Ben merkezcilik kişinin kendini merkeze almasıdır. Birçok insan ben merkezci olmayı kendini öne koyma, kendine değer verme ve kendini düşünme olarak biliyor. Kişisel gelişimle ilgileniyorsanız eğer sizde benim gibi ben merkezciliğin iyi bir şey olduğu yanılgısına düşebilirsiniz. Oysaki ben merkezcilik etraflarında olup bitenleri bir şekilde kendilerine bağlayan insanlara denir. Hastalandığınızda nasıl olduğunuzla ilgilenmek yerine buluşma günü gelip gelemeyeceğinizi bilmek isterler. Onlarla konuşmak bataklığa taş atmak gibidir; sadece kendilerinden bahsederler ve konuyu mutlaka kendilerine çevirirler. Ben merkezci insanlar her fikri, konuyu, olayı, durumu kendilerine dayandırıp kendi görüş açılarından değerlendirirler ve sadece kendi görüşlerini esas alırlar.
Öz farkındalık ise ‘ben’i unutmuş insanlar için çözüm niteliğinde bir kavramdır. Öz farkındalık kendinin farkında olmak demektir. Kişilik özelliklerimizi, davranışlarımızı, düşüncelerimizi bilmek, görmek, gözlemleyebilmektir. Diğer insanlardan ayrılan yanlarımızı fark edebilmektir. Yani ‘ben’in farkında olmaktır. Öz farkındalık kendimizi fark ettikten sonra kendimizle ilgilenmemizi de kapsar. Yani beni önceliklendirmek yerine neye ihtiyacımız varsa onu karşılamamıza yardımcı olur. Kendinin farkında olan kendi isteklerini, zayıf ve güçlü yönlerini bilen, kendi ihtiyaçlarını karşılayan, kendine özen gösteren, kendine bakan insandır.
Ben Demek
Bu yazıyı yazmamdaki amaç egolu ve bencil insanlar. Artık etrafımda o kadar çok egolu insan görmeye başladım ki bu konuyu konuşma gereksinimi duymaya başladım.
Çağlar boyunca ‘ben’ in fazlasıyla öne çıktığı, bu uğurda savaşların verildiği, insanların öldüğü ve daha sayamayacağımız birçok olayın yaşandığını hepimiz biliyoruz. Eskiden olduğu gibi bugünde egolu, bencil, kendini düşünen ve kendinden başkasını görmeyen insanlar var. Fakat geçmişle bugünü birbirinden ayıran önemli bir fark var; insanlar bencilliklerinin arkasına sığınabilecekleri büyük bir kapı buldular.
Yeni tanıştığım veya tanışmadığım herkesin kendini önceliklendirmeye başladığını görüyorum. Elbetteki bu çok doğal. İnsanın kendine değer vermesi, kendine bakması ve kendiyle ilgilenmesi güzel bir şey. Fakat bunun dozunun kaçması ve öz farkındalıktan uzak olması üzücü bir durum. Ne zaman biriyle tanışsam belirli davranış kalıplarını görüyorum. Sizler de bilirsiniz toplumumuzda belli davranış kalıpları vardır. Nazik olmak, bir şey aldığında teşekkür etmek ya da belli durumlarda özür dilemek, acelesi olan birine sıra vermek gibi. Ben merkezli davranışlar da aynı şekilde o kadar yaygınlaşmış ki toplumda belli davranış kalıpları üretmiş ve kendilerine yer bulabilmişler. Değişen toplum dinamiklerinde davranış kalıplarının da değişmesi çok normal. Fakat bizler geçmişi, şimdiyi veya geleceği eleştirmezsek daha iyisi nasıl olur noktasına gelemeyiz. Bu nedenle günümüzde popüler hale gelen ‘ben’ deme davranışlarına bakmak istiyorum.
Ben Davranışları
Pandemi ile birlikte psikolojideki öz farkındalık kavramı en üst noktasına ulaştı. Herkes ‘ben’ den ve ben olmaktan bahsetmeye başladı. Fakat öz farkındalık kavramı egoyla karışmaya ve karıştırılmaya başlandı. Bugün geldiğimiz noktada popüler olan; öz farkındalıktan tamamen uzak, egonun öne çıkartılması. İnsanlar doğası gereği bencil olmaya yatkındırlar. Fakat bunun önüne geçilmezse diğer insanlar, büyük ölçekte de toplum zarar görür. Ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada önüne geçmek yerine daha çok teşvik edildiğini görüyoruz.
Birisine iyilik yaptığınızda karşılığında bir teşekkür aldığınız günler geride kaldı. İnsanlar bunu normal bir şeymiş gibi kabul ediyor hatta hiçbir zorunluluğunuz olmamasına rağmen sizden bu iyiliği yapmanızı bekliyorlar. Daha da ileri nokta da bunu zorunlu kılıyorlar. Sıra beklerken acelenizin olması önemli değil insanlar sıralarını vermiyorlar ya da verdiğinizde zaten bunu yapmanız gerekiyor gözüyle bakıyorlar. Sizinde aceleniz olabileceği ihtimali söz konusu bile değil.
Bir yakınınız var diyelim sizden bir yardım istedi ve ona yardım ettiniz hemen ardından sizinle tartışmaya girip kalbinizi kırabilir. Sonrasında tartışmadan bağımsız olarak hala sizin yardımınızı almaya sizi zorlayabilir üstelik de bunu sizinle küsmüşken yapabilir. Ya da diyelim ki eşyalarınıza dokunulmasından hoşlanmıyorsunuz ve bir yakınınız sizden habersiz çok sevdiğiniz bir kaleminizi almış olsun. Ne yaparsınız? Elbette geri istersiniz fakat bu sınırlarınızın ihlal edilmiş olduğu gerçeğini değiştirmez.
İnsanlar kendi sınırlarını korumak, kendilerine değer vermek, kendi haklarının arkasında durmak, kendi prensipleri ile yaşamak, istediklerini elde etmek için çaba göstermek isteyebilirler. Hayır demeyi öğrenebilirler, zarar görmemek için barikatlar kurabilir, sınırlar çizebilirler. Fakat bunları başkalarının da hayatları olduğu farkındalığıyla yapmazlarsa diğer insanlara zarar verirler. Kendi sınırlarımı koruyayım derken başkalarının sınırlarını ihlal ederseniz ve bunu en doğal hakkınızmış gibi yaparsanız bir süre sonra yanınızda kimseyi bulamamanız kaçınılmaz olacaktır.
İd-Ego-Süperego Dengesi
Öyle bir noktaya geldik ki insanlar bencillikleri ve egoları yüzünden birine zarar verdiklerinde bile kendilerini haklı görüyorlar. Üstelik de sığındıkları mağara psikoloji oluyor. Psikolojiyi hayatlarında otorite merkezi haline getirip yaptıkları tüm yaramazlıklara karşı savunma mekanizması olarak kullanıyorlar. Yani ego- süperego- id dengesini kuramayan insanlar bencilliklerini ‘psikoloji böyle diyor’ diyerek dünyayı etraflarında döndürüyorlar.
Ego ve bencillik beraberinde kibri de getiriyor. Bu yüzden insanlar kendilerini olmadıkları kadar yükseklerde görüyorlar. Ego ve kibir gözlerini kapatıp gerçeği görmelerini zorlaştırıyor. Kendini gelişime adayan diğer insanlar gibi bende bu yola girdim. Ben diyebilmek, burada bende varım diyebilmenin yolu bir parça bencilliği öğrenmekten geçiyor fakat sonrasında ben demeyi öğrendiğinizde bencillikten uzak ben ve sen arasındaki dengeyi kurabiliyorsunuz. Bencilliğe dur demediğinizde duygularınızı ve egonuzu kibre teslim ediyorsunuz. Kibir ise insanın kendi kendine fark edebileceği bir şey değil. O yüzden gerçekten kendinizi geliştirmek istiyorsanız hiçbir zaman ‘ben oldum’ dememelisiniz.
Üzücü olan bir diğer nokta da şu ki ego kapitalizme hizmet ediyor. Bu yüzden bu insanlar giderek çoğalıyor ve onlara dur diyen hiçkimse yok. Egoları o kadar yüksekte ki hatalarını ne görebiliyorlar ne de kabul edebiliyorlar. Çevremde gördüğüm insanların psikoloğa gitmesine seviniyordum. Çünkü psikoloğa gitmek tabu olmaktan çıkacağı için bu iyi bir gelişmeydi. Fakat sonrasında psikoloğa giden insanların egolarının esiri olduklarına şahit oldum. Terapi almadan önce süperegonun esiri olan insanlar şimdi egolarının esiriydiler. Hata nerede, kimde? Ego ve süperegonun dengesi ve önemi nereye kayboldu? ‘Ben’ den sonra ‘sen’ neden öğretilmiyor? Kibir neden anlatılmıyor?
Kendimi geliştirmek adına; öz farkındalığımı nasıl geliştirebilirim, nasıl hayır diyebilirim, kendime nasıl değer verebilirim araştırmalarımdan sonra bugün geldiğim noktada bencil insanlardan nasıl korunabiliriz, egolu insanlara karşı ne yapmalıyız, empatiden yoksun insanlara kendimizi nasıl anlatabiliriz, ben dediğimizde duymayan insanlara varlığımızı nasıl hatırlatabiliriz, egoist insanlara ‘sen’i nasıl öğretebiliriz sorularının cevabını arıyorum.
Artık reklamlarda, panolarda, ilanlarda; kendine sürpriz yap, kendine hediye et, kendini şımart, kendi kendi kendi… sözlerini duymak gerçekten bıktırdı. Ben kendimle ilgilendiğimde mutlu olduğum kadar başkalarıyla ilgilendiğimde onları mutlu ettiğimde de mutlu oluyorum. Ve birçok insanın da benim gibi olduğunu biliyorum. Herkes kendileri kadar başkalarını da mutlu ettiğinde aradıkları huzura ulaşabilirler.
Biraz ben + Biraz sen = Birlikte dünya.
Son
Bencil, egolu ve kibirli insanlar hakkında bu kadar kötü konuşmak istemezdim fakat onlara o kadar çok ve sık rastlıyorum ki bu konuda gerçekten benim gibi dertli insanların olabileceğini düşündüm. İnsanlara yardım etmek, iyilik yapmak ve sevgiyle bu toplumda yaşamak istiyorum. Dünyayı kendi etraflarında döndüren insanlar yüzünden iyilik yapmaktan soğumak istemiyorum.
Egonun kapitalizme hizmet etmesinden dolayı egoizmin var olmaya devam edeceği karamsarlığıyla, popüler olan her şeyin bir gün sonlanacağını bilmenin verdiği bir umutla, bugünkü yazımı burada sonlandırıyorum.
Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle HOŞÇA kalın.
UYARI: Eğer bu yazıyı okurken rahatsız olduysanız kendinize şu soruyu sormanızı ve dürüstçe cevaplandırmaya çalışmanızı istiyorum: Ben sadece kendini düşünen biri miyim?
sosyoşifacı sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.