Herkesin hayatı kendine değerli.
Değersiz hayat diye bir şey yok. Hayatı değersizleştirmek diye bir şey var.
İnsan hayatını nasıl yaşarsa hayatının değerini de o belirler. Yaptığımız seçimler, gittiğimiz yollar, mücadele ettiğimiz durumlar, planlarımız hepsi hayatı nasıl yaşayacağımızı belirler.
Zaman zaman düşündüğüm anlarda birisinin bana ‘hayatında en çok neyden pişman oldun’ diye sorduğunu hayal ederim. Bu sorunun cevabını ise uzun yıllar veremedim. Pişman olmak benim için farklı bir seviyedeydi. Bir şeylere üzülürdüm, yanlış yaptım derdim ama pişman olmazdım. Üniversite sınavında istediğim bölümü kazanamadığımda bile yeteri kadar çalışmadım deyip pişman olmadım.
Üniversiteye gittiğimde bir şeyler değişmeye başladı. Hayatı olağan gelişinde yaşarken bir şeyler istemeye ve beklemeye başladım. Geç kalmış olsam da hedeflerim için son bir şansı elde edebilmek adına adımlar attım. Ama olmadı. Bazı şeyler için çok geçti. O zamanlar çok üzülmüştüm. Sonra pandemi oldu. Belki dedim böylesi daha iyidir. Son anda pandemi dolayısıyla iptal olmasındansa baştan olmaması beni daha az üzer diye düşündüm. Yine de yapmadığım birkaç şeyden dolayı pişman oldum. İlk pişmanlığımdı.
İnsanların iyiliğine olabileceğini düşündüğüm şeyler yaptım hayatımda. Kendimce yardımcı olmaya çalışıyordum. Yine birine alacağı karar konusunda yardımcı olmaya çalıştım. Normalde sadece olabilecek olasılıklardan bahseder karşımdaki kişinin gerçekten hangisini seçmek istediğini bulmaya çalışırdım. Fakat bu kez geçmişin dallarına takıldım. Geçmişte de aynı kişiyle aynı kararı verdiğimiz bir dönem yaşamıştık. Aile bireylerimden birisi olduğu için olaya objektif yaklaşamadım ve onun için daha iyi olacağını düşündüğüm şeyi yapmasını istedim. Nitekim o da benimle hemfikirdi fakat sonrasında aldığı karardan döndü. Bir karar alıp uygulamıştı fakat bu kararından geri dönmüştü. Bu ise birçok şeyin olumlu olacakken olumsuz olmasına neden oldu. Yine de kararından dönmesinin sonuçları ile mücadele etti. Aradan yıllar geçti ve yine aynı kişi aynı kararı almak için benimle konuştu. Başta iyi olacağı kararı almasını istedim. İstediği karar onun iyi olacağı yönündeydi, yine hemfikirdik. Fakat sonrasında geçmişi hatırladım. Vazgeçemeyişini, kararından dönüşünü ve o süreçte neler yaşadığımızı. Yine aynı şeyin olmasını istemedim. O zaman yaptığım hataları tekrar yapmak istemedim bu yüzden kararına karşı çıktım. Artık onu tanıyordum kararından ileride pişman olacağından emindim.
Benim kararına karşı çıkmam ise onu kızdırdı. Ona destek olmadığımı söyledi. Kararı için daha da hırslanmaya başladı. Bunu görünce geçmişte yaptığım hatanın aynısı tekrar yaptığımı anladım. Kararına karşı çıkarak hata yapmayacağımı düşünmüştüm ama yine onun hayatına çomak sokmuştum. Yine onun için daha iyisini düşünüp ona göre yaklaşmıştım.
Onun için daha iyisini ben nereden bilebilirim? Ne kadar onu tanısam da ne kadar sevsem de ne kadar iyiliğini düşünsem de hayatını yaşayan kişi o, ben değilim. Herkes kendi hayatını yaşıyor. Kendi iyiliğini kendinden başka kimse bilemez. Öyle iyi olacağını düşünüyorsa ona güvenmem gerekiyordu. O ben değildi. Enine boyuna düşünmez, etrafından akıl almak yerine onaylanmak isterdi. Bunu bildiğim için onun yerine düşünmek ve en iyisini bulmak gibi saçma bir düşünceye kapılmıştım. Oysa onun için neyin en iyi olduğunu bilemem. İnsan yaşayarak öğrenir. Hatamı ikinci kez tekrarlamak bende büyük bir özgüven kaybına neden oldu. Bir süre toparlanamadım. Onunla konuştuğumda ne diyeceğimi bilemedim. Ondan kaçtım. Bu süreçte pişman olacağım bir şey daha yaptım. En sonunda yaptığım seçimlerin veya davranışların tek bir nedeni olmadığını anlayabildim. Hayatta bir sürü faktör vardı. Yaşanacak olan zaten yaşanacaktı. Bu şekilde düşünmek beni rahatlattı. Nitekim düşüncelerimde de haklı çıktım. Kararı için artık ona yol göstermek yerine hangisini seçerse seçsin kararına saygı duyacağımı ve onu destekleyeceğimi söyledim. Ben bu şekilde geri çekildiğimde ve destek olduğumda onun hayatına benim yerimi dolduracak insanlar girmeye başladı. Seçiminde haklısın, kesinlikle bunu seçmelisin, eğer durum buysa kesinlikle böyle yapmalısın diyen insanlar. O zaman anladım ki geçmişte hata olarak gördüğüm şeyi yapmamış olmasaydım da aynı şeyleri yaşayacaktık. Şu an olduğu gibi.
Pişmanlık gerçekten basit bir mevzu değil. Hayatımda yanlışlar yaptığımda böyle olması belki daha iyidir diyerek pişmanlık duymadığım çok şey oldu. Anlattığım konuda ise gözlerimle, kulaklarımla şahit olmama rağmen bir suçum yokmuş gibi görünmesine rağmen, ben hata yapmamak adına haklısın demiyor olsam da başkaları benim yerime diyor olmasına rağmen hala hatalı olduğumu düşünüyorum ve hala pişmanlık duyuyorum.
Pişman olduğum daha bir sürü şey yaşadım sonralarında. Birisi bana hayatında en çok pişman olduğun şey nedir diye tekrar sorsa bugünde bu soruya yine yanıt veremem. Ama bu kez pişman olduğum bir şey olmadığından değil pişmanlıklarım arasından en çok pişman olduğumu seçemeyişimden.
Pişmalıklarıma rağmen yine de şanslı olduğumu düşünüyorum. Ömür boyu vicdan azabı çekeceğim olaylar gerçekleşmedi. Gerçekleşecekti fakat gerçekleşmedi. Bugün bile hala birinin ölümüne sebep olma düşüncesi beni bütünüyle korkutuyor. Bu yüzden hayatı daha özenli yaşamaya çalışıyorum. Böyle bir şeyin gerçekleşme olasılığına karşı. Birini kaybetme olasılığına karşı. Ve kendimi sık sık şükrederken buluyorum. Yaptığım seçimlere, hatalara rağmen kötü şeyler yaşanmadığı için.
Zamanı geri alsam bugünkü aklımla aynı şeyleri yapmazdım diyorum. O günkü aklımla ise aynı şeyleri yapar dururdum. Çünkü yaptığım şeylerin hata olduğunu hala bilmiyor olurdum. Bugün o hatalarım yüzünden daha dikkatliyim. Eskilerin bir lafı vardır iyilikten maraz doğar diye işte bu lafı öğrendim artık. Her iyiliğin iyi sonuçları olmayacağını öğrendim. İyilik ve kötülük arasındaki çizginin inceliğini öğrendim. Öfkenin nelere yol açabileceğini öğrendim. Pişmanlığın ne olduğunu öğrendim. Hatalarımdan dolayı olayların nerelere kadar gidebileceğini öğrendim. Hatalarıma rağmen olanların sebebinin sadece ben olmayabileceğimi de öğrendim. Hiçbir hatam olmamasına rağmen kendimi suçladığım durumların olduğunu öğrendim. Ne kadar pişman olsam da hatalarımdan öğrendiklerim hayata bakışımı değiştirdi. O yüzden hayatta ne yaparsak yapalım her hayatın değerli ve önemli olduğuna inanmaya başladım.
Hayatı kendinize zindan etmeyin. Hayat tek ve biricik. Sadece size ait. Onunla ne yapacağınıza da siz karar vereceksiniz. Geçmişte yanlış seçimler yapmış olabilirsiniz, geri dönüşü olmayan şeyler yaşanmış olabilir. Fakat bu sizin suçunuz değil. Öyle olması gerektiği için yaşandı birçok şey. Buna inanması zor gelse de bu böyle. Hala bir şansınız varsa olanları geri döndürebilecek bir durum varsa hatanızı görüp telafi edebiliyorsanız yapmanız gerekeni yapın. Pişman olacağınızı düşündüğünüz şeyi yapmayın. Ama olanları geri alamıyorsanız onlara tutunmayı da bırakın. Artık yapabileceğiniz tek şey aynı hatayı tekrarlamamak olacak. Sonuçta sizde yaşama devam etmek zorundasınız. Onların hayatları kadar sizin de değerli bir hayatınız var. Onu yaşayın. Her şeye rağmen bir kez yaşayacağınız bu hayatta en az bir kez mutlu olun. Sevgi ve iyi dileklerimle…
sosyoşifacı sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.