Bekliyorum … Bekliyorum… Bekliyorum… Saatin tiktaklarını duyuyorum, rüzgarın sesi, yaprağa çarpışı, hafif kapı gıcırtısı beni zamanda tutuyor. Öyle ki kopup gidemiyorum hülyalara, dalamıyorum hayallerimdeki güzelliklere. Sanki zaman hem varmış hem yokmuş gibi. Akıyor aynı zamanda duruyor gibi. Bunu hisseden bir tek ben miyim? Bilemiyorum yalnızlığımla başbaşayken nereden bilebilirim ki zaten?
Saate bakıyorum yeniden, bu düşünceleri aklından geçirirken bir dakika geçmiş. Oysa bana beş dakika gibi hissettirmişti. Bir şey yapmak istiyorum herhangi bir şey beni oturup kaldığım bu kanepeden kaldıracak bir şey. Yemek hazırlamak geliyor aklıma yiyecek bir tek ben olduğum için içimden gelmiyor mutfağa gitmek, ne temizlenecek ne de tamir edilecek bir şey var evde. Tekrar saate bakıyorum bir dakika daha geçmiş. Gözlerimi yavaşça masanın üzerinden pencereye doğru kaydırıyorum ardından duvara kitaplara takılıyor gözlerim. Kalkıyorum yerimden göz gezdiriyorum kitaplığımda. Elini uzatıyorum kitabın birini almak için sonra vazgeçiyorum tekrar uzatıyorum yine vazgeçiyorum. Sanki elim kitaba dokunmaya layık değilmiş gibi bunca zaman beni neden okumadın der gibi bakıyor. Geri dönüp oturuyorum yerime gözüm kitaba hala takılıyor kafamı çevirip camdan bakmaya başlıyorum.
Dayanamayıp tekrar kalkıyorum ve kitabı elime alıp bunca zaman okumadığım bu kitabı neden okumadığımın merakı sarıyor düşüncelerimi. Önce kapağını inceledim, sayfaları çevirdim o eskimiş kitap kokusu yayıldı etrafa usul usul. Kokuyu hissetmemle uzun zamandır kitap okumadığımı fark ettim. Mutfağa gidip bir çay koydum ve koltuğumda kitaba gömülmek için son kez saate baktım sekizi on geçiyordu.
sosyoşifacı sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.