BENİ MAHKÛM ET!

Dersimin bitmesiyle defterimi kalemimi çantama koydum. Su şişemi geri dönüşüm kutusu olmadığı için her seferinde üzülerek çöpe attım. Arkadaşlarımla uzun koridorda yürüyorum. Bugün kimseyle konuşasım yok. Yanlarından sessizce geçiyor gibi yürüyorum, farkında değiller sanki varlığımın. Arkadaşımın biri heyecanla bir şeyler anlatıyor onu dinlemek istiyorum ama odaklanamıyorum ne anlattığını duyamıyorum sanki.

Arkadaşlarımla vedalaştıktan sonra her gün yürüdüğüm yola doğru döndüm. Öğrenciler geliyor üstüme üstüme içimden “ikinci öğretimlerin dersi var” diyorum sonra kimse yokmuşçasına dalıyorum düşüncelerimin arasına. Daha iyi düşünebilmek için, kendimle konuşabilmek için yürüyerek dönmeye karar veriyorum yurduma.

“Bir insan ne zaman var olur?” diye soruyorum kendime merak ediyorum ben ne zaman var olurum? Varlık fiziksel midir? Doğmuş olmam var olmama yeter mi? Yanımdan bir kız geçiyor saçlarını sarıya boyamış, elini kol çantasında tutuyor, ona baktığımdan rahatsız olmuş belli ki gözlerini deviriyor utanıyorum ve gözlerimi hızlıca kaçırıyorum. Yanımdan öylece geçseydi gözlerimiz buluşmasaydı düşüncelerimin arasında yanımdan kimin geçtiğini fark etmeyecektim bile. Ama biz birbirimizi görmüştük, duygularımı anlamıştık, görünüşlerimizi incelemiş bakışlarımız hakkında yorumlar yapmıştık. Artık o kızı her gördüğümde bu ilk anımız gelecek aklıma. Onu tanımıyor olacağım belki yine de bileceğim o kızı.

Yoluma devam ederken yurt arkadaşlarım geldi aklıma ne çok duyguyu paylaşmıştık beraber. İyisi de vardı kötüsü de. Peki ya tartışmalarımız; keşke seni tanımasaydımlar, sen artık yoksun benim içinler birbirimizin varlığını yok edebilir mi bu kadar kolay? Silip atabilir miyiz aklımızdan yaşadıklarımızı? Peki ya bu andan sonrası; unutamadıklarımızla mı var olacağız birbirimizin aklında? Merak edecek miyiz yıllar geçtikten sonra birbirimizi? Yeniden canlanacak mı silüeti gözlerimizin önünde bir fidanın suyla hayat bulması gibi…

Unutulduğunu neden düşünür insan? Bizi var eden hatırlanmak mıdır ki? Peki ya ölülerimiz; unuttuğumuzda üzülmez miyiz sanki onu tekrar canlandırmak ister gibi…

Bu yazıyı hatırladığınızda beni de hatırlamanız dileğiyle unutulmak mahkûmluk değildir.


sosyoşifacı sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın