Dün gözlerimi bir hastanede açtım. Mavi ve beyazın uyum içinde olduğu, benim yatağım ile birlikte birkaç hasta yatağının da olduğu bir odadaydım. Bir amcanın hemşireye seslendiğini duyunca o yöne doğru baktım. Biraz heyecanlı biraz endişeli görünüyordu. Ellerini birbirine sürtüyor bir bana bir kapıya bakıyordu. O adamı tanıyor muydum?
Dün doktorum hafıza kaybı yaşadığımı söyledi. Geçmişimi unuttuğumu ve bir daha hatırlayıp hatırlayamayacağımı birkaç test yaptıktan sonra ortaya çıkacağını söyledi.
Adımın Tarih olduğunu öğrendim. Hemşirelerin bana neden bu garip ismi verdiklerini hiç bilmiyorum sanırım benimle dalga geçmek istediler. Bir araba çarpmış bana. 300 km\sa hızla geliyormuş. Kimin çarptığını sorduğumda; bilmediklerini, insansız yarış aracı olduğunu söylediler. Yarış pistinde benim ne işim vardı belkide asfalt yoldu bilmiyorum ama beni bu hale getiren kişinin ceza alamayacağını söylediler. 3 tane kollarımda, 3 tane bacaklarımda kırık vardı ve hafızamı kaybetmiştim yinede bunun bir sorumlusu yoktu!
Telefonum kazadan sağ çıkamadığı için ne kimliğime ne de aileme ulaşabilmişler. Kaçıncı yıldaydık da insansız yarış arabaları varken benim kimliğime ulaşamamışlar bir türlü anlam veremiyorum. Doktor uzun bir süre hastanede kalacağımı söyledi ama bir gün mutlaka çıkacağım. O zaman ben nereye gideceğim? Bir evim var mı, evli miyim, ailemle mi yaşıyorum ya da anne ve babam var mı? Ailem beni merak ediyor mu, arıyorlar mı yoksa çoktan pes edip benden vaz mı geçtiler?

Ayna rica ettiğim bir hemşireden kaç yaşlarında gösterdiğimi sordum 25-26 dedi oysa bana 30-31 gibi gelmişti. Hangi yaşta olduğumu bilmesem de bu zamana kadar nasıl bir hayatım olmuştu merak ediyorum. Nelerle meşgul olmuştum, okumayı sever miydim, çalışkan mıydım, herhangi bir yeteneğim var mıydı, kişiliğim nasıldı, güçlü yanlarım nelerdi,çapkın veya sadık mıydım, cimri veya bonkör müydüm, insanlar beni sever miydi, üniversiteye gitmiş miydim? Burada staj yapan birkaç hemşire öğrenciliğin çok güzel olduğunu söyledi bende o duyguyu yaşamış mıydım? Madende bir işçi miydim yoksa kendi işimi mi kurmuştum? Bir kadın sevsem nasıl bir kadın severdim, nasıl bir baba olurdum? Arkadaşlarım nasıl insanlardı, dostlarımla sık sık görüşür müydüm? Bu soruların hiçbirini yanıtlayamıyorum.
Yatağımı pencere kenarına yaklaştırmalarını istedim gün boyu yatakta kıpırdayamıyorum en azından pencereden bakabilmek istedim dışarıda nasıl bir dünya olduğunu merak ediyordum. Büyük binalara olan şaşkınlığım geçtikten sonra bu şehirde yaşayıp yaşamadığımı merak ettim. Belki hemen karşımdaki binadaydı evim belkide bir işimi halletmek veya biriyle buluşmak için köyden gelmiştim. Kendimi merak etmemin dışında ailemi de merak ediyorum. Beni kimler büyüttü, kimin çocuğuydum, onlarla aramızdaki sevgi nasıldı, onları yetiştirenler kimdi, benim soyum nereden geliyordu, nasıl bir aile kültürümüz vardı, nelere değer verirdik? Hiçbirini bilmiyorum ve delirecek gibi oluyorum. Belki diyorum belki o telefon kırılmasaydı ve aileme ulaşabilseydim bana hayatımı anlatacak birileri olabilirdi… Şimdi geçmişimi bilmeden geleceğimi nasıl yaşayacağım.
” Tarih bir milletin neler başarabilme gücünde olduğunu gösteren en doğru kılavuzdur.” Atatürk’ ün bu sözü bizlere çok şey anlatıyor. Bir insan geçmişin klavuzluğundan eksikse o insan gelecek için ne yapabilir ki!
sosyoşifacı sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.